12.11.2018 - OzelGuvenlik.Net [Özel Güvenlik Haber ve Eğitim Sitesi]

Kalabalık Yönetimi

Kalabalık Yönetimi

 

KALABALIK YÖNETİMİ DERS NOTLARI

 

  1. BÖLÜM

GRUP DİNAMİĞİ

 

A- Grubun Tanımlanması

 

Aynı fikir ve düşünceleri paylaşan, aynı amaca yönelik eylem birliği içinde olan, birbirlerini tanıyan, örgütlenmiş ve lideri olan insanların meydana getirdiği kümeye grup denir.

 

B- Davranış ve Kaynakları

Davranış organizmanın gözlenebilen bir hareketidir. ve iki biçimde ortaya çıkar

1-) Doğuştan gelen davranışlar: İç güdüler, refleksler vb. Bizler doğarken bu özelliklere sahibiz. Yani bu davranışlar öğrenme ürünü değildir. Doğuştan gelen davranışlar her türün sağlıklı olan her üyesinin sahip olduğu davranışlardır. Bu davranışları hepimizin bildiği gibi sağlıklı olmayan insanlar yapamazlar.

Özellikleri:

1.) Bu davranışlar mükemmeldir.

2-) Amacı (doğuştan gelen davranış) üyenin (organizmanın)

a-) Yaşamını sürdürmesini,

b-) Neslini devam ettirmesini sağlamaktır.

2-) Sonradan Kazanılan Davranışlar: Doğuştan değil öğrenilerek kazanılan davranışlardır. Öğrenilmiş davranışlar etkileşim ya da yaşantı ürünüdürler. Öğrenilmiş davranışlar düzeyi ve çeşidi iki şeye bağımlıdır.

1-) Bireyin öğrenme kapasitesi

2-) Etkileşim ortamı ,

Öğrenme kapasitesi insanlarda baskındır. Başta daha fazla, daha etkilidir yaşlılıkla birlikte düşer. İnsanda öğrenme kapasitesi sınırsızdır. Yine de hiçbir birey tüm kapasitesini kullanamaz. Çünkü yeterli etkileşim ortamı yoktur. Etkileşim yoluyla yeni davranışlar öğreniriz. Etkileşim yoluyla daha önce öğrenilmiş davranışı söndürme, bitirmeye çalışma veya bildiğimiz bir davranışı geliştirmeye çalışırız.

Sonradan kazanılan davranışlar: Bilgi, Beceri, Tutum

BİLGİ : Öğrenilen konunun teorik olarak bilinmesi

BECERİ :Teorinin vücudun ilgili organlarıyla defalarca yinelenerek hareketin otomatik hale

getirilmesi,

TUTUM : Bu davranışın arkasında duygu, inanç, değer, gelenek, görenek ve alışkanlıklar vardır. Tutumlar davranışlarımızın çevresini oluşturur. İç güdüyü kontrolü ancak tutumlarını kontrol eden bir insan gerçekleştirebilir. Bununla birlikte insanlarda iç güdü hayvanlara nazaran daha azdır. (Araç sürücülüğü ve trafik lambası örneği)

Günümüzde herkesçe kabul edilen gerçek şudur. : Farklı bilgi,  beceri ve tutuma sahip insanlar beraber yaşamak zorundadırlar. İşte bu yüzden toplumsal düzenin mükemmelliği beklenemez.

 

C- Bireyin Toplum İçindeki Yeri ve Önemi

 

Daha önce insanların doğumlarından ölümlerine kadar insanlar pek çok çeşitli grupların üyesi olduklarını belirtmiştik.. Bireyin davranışlarının, genellikle, kendi kişisel seçimlerine dayanmadığı üzerinde de durulmuştu. Kısaca birey davranışlarını toplumsal kurallara ve diğer insanlarla olan ilişkilerinden beklentilere göre ayarlamak durumundadır.

İnsanlar grup yaşantılarının sonucu olarak, diğer insanlara bağımlı duruma gelirler. Birey için gruba bağımlılığın önemi ve bireyin grup yaşantısına olan gereksinmesi, onun diğer insanlarla ilişkilerinin kesildiği durumlarda, açıkça kendini göstermektedir. Örneğin, tutukevi yöneticileri, bir hükümlünün diğer insanlarla ilişkisinin tam olarak kesilmesi demek olan “hücre cezası”nın, hükümlüler için en ağır bir cezalandırma biçimi olduğunu bilmektedirler. Birkaç gün süren bir hücre cezasının, en azılı hükümlüleri bile, genellikle yola getirdiği görülmektedir.

İnsan eskiden dar bir çevrede yaşamakta idi. Toplumların modernleşme sürecindeki bu sürecin insanı en çok etkileyen yönü köyden kente göçtür. Köy ortamında ferdin etkilendiği ortam dar iken toplumun gelişmesiyle ferdin ortamı genişlemiş ve insanlar bir çok unsurdan etkilenir olmuştur.

 

D- Kültür ve Toplumsal Normlar

Geniş toplumlarda olduğu gibi küçük bir toplumsal grupta da, üyeler arasındaki ilişkiler sistemini belirlediği, bir toplumsal yapı oluşmuştur. Toplumsal. yapı içindeki yerlerinin (statülerinin) sonucunda, grup üyelerinin her biri, karşılıklı olarak, belli haklara ve görevlere sahiptirler. Birey, içinde yaşadığı dünyayı ve bu dünyadaki kendi yerini, geniş ölçüde, ait olduğu toplumsal sınıf veya alt sınıfın toplumsal statüsüne göre tanımlar. Toplumsal statüler karşılıklı olarak birbirine bağımlıdırlar ve cinsiyet, yaş, ırk, aile, başarı, eğitim vb. ölçütlere dayalıdırlar.

“Kültür” kavramı, “toplumsal grup “kavramı ile yakından ilişkilidir. Toplumsal grup gibi, kültür de, insanların, “varlıkların anlamları hakkında iletişimde bulunma ve toplumsal hayatı düzenleme” gereksinme sinden doğar. Kültür, üç belirli özelliği olan, bir semboller veya anlamlar sistemidir. Kültürün bir kuşaktan diğer kuşağa geçirilmesi, onun aktarılabilir oluşundandır. Kültür doğuştan getirilmez veya bireylerin biyolojik niteliğinin bir sonucu değildir. Kültür, bireylerce onların diğer bireylerle etkileşimleri sonucunda öğrenilir.

Sonuç olarak, davranışların “uygun” olup olmadığı ve olaylara, durumlara, varlıklara verilen anlamlar konularında, aynı kültüre sahip bireyler arasında, oldukça yüksek bir oybirliği vardır. Bu kültürün paylaşılır oluşundandır. Zaten, bir grup insanın aynı kültürün üyeleri olduğunu söyleyebilmemiz, onlar arasında böyle bir oybirliği bulunması ile olanaklıdır. Bu nedenle kültür birey doğmadan önce vardır ve bazı değişikliklerle bireyin yaşadığı sürece ve ondan sonra da devam edecektir.

Kültür, bireylerin davranış biçimlerinin bir betimlemesi olmaktan çok, onların, belli durumlarda, nasıl davranacaklarını gösteren bir değerlendirmeler ve normlar sistemidir. Kültür bireylere neyi yapmak, neyi yapmamak zorunda olduklarını, neyi yapabileceklerini veya yapamayacaklarını, neyi yapmalarının uygun olacağını veya olamayacağını belirleyen “davranış kalıpları”dır.

Toplumsal ilişkiler ve davranışlar, toplumsal normlar yolu ile yönlendirilirler. Toplumsal normlar, çoğu kez, “standardize edilmiş davranış biçimleri” ya da “davranışlardaki; farklılaşmanın sınırlarını düzenleyen beklentiler” olarak tanımlanır. Bazı toplumsal normlar oldukça “yaygın”1ık gösterebilir, bazıları ise göstermeyebilirler. Bazı toplumsal normlar “geçici”, diğerleri “sürekli” olabilirler. Bazı normlar, kabul edilmelerini destekleyen büyük ya da kuvvetli bir “yaptırım gücüne” sahipken, diğer bazılarında, bu güç, küçük ya da zayıf olabilir. Toplumsal kurumlarla ilgili normlar, çoğunlukla, sürekli ve yaptırım gücüne sahip normlar arasındadır. Kurumsal normların çoğu yüksek derecede bir oybirliği ve uyulmaların sağlayıcı yoğun bir yaptırım gücü ile desteklenir. .

Toplumsal değerler, bir toplumun veya bir kültürel grubun değer, önem ve anlam verdiği davranış biçimleridir. Toplumsal değerler, “belli bir toplumun veya kültürün amaçları” olarak da betimlenir. Toplumsal değerler de toplumsal normlar gibi, toplumun üyelerince paylaşılır, ayrıca ortak bir gönenç konusu olarak, önemli kabul edilirler ve böylece oluşları hakkında bazen son derece duygusal, ortak bir inanç vardır.Toplumsal normlarla toplumsal değerler arasındaki fark ceza yasaları örnek alınarak gösterilebilir. Çeşitli davranış biçimlerini yönlendiren yasal normlar oldukları ve devletin yaptırımcı gücü ile zorlandıkları halde, ceza yasalarının bir kısmı, belli toplumsal değerleri ve temel toplumsal amaçları da içerirler. Adam öldürme, birden fazla evlilik, ırza geçme, hırsızlık, soygun gibi eylemler yasal normlara aykırıdır, fakat aynı zamanda, insan yaşamının korunması, ailenin korunması, cinsel yaşamın korunması, insan kişiliğinin korunması, mülkiyetin korunması gibi toplumsal değerlere de aykırıdır.

Toplumsal normların ve toplumsal değerlerin geçerliliği, bir tartışma konusu olabilirse de, bireyler, bir kültürün ya da alt kültürün toplumsal normlarına ve toplumsal değerlerine, devam edegelen bir yaşama süreci içinde doğal olarak tanıştırıldıkları için, onların tartışmalı olma özelliğinin pek farkında olmazlar.

Toplumsal normlar ve değerler, gruplar aracılığı ile, bir kuşaktan öbürüne geçirilir ve her birey, üyesi olduğu grupların dilini, fikirlerini, inançlarını… kendi yaşam düzenine katar. Böylece, birey dünyayı, sadece kendi gözüyle değil, daha çok geçiregeldiği yaşantıların sonucu olarak, üyesi olageldiği grupların gözüyle görür. Hatta, bireyin ahlaksal yargıları bile, sadece kendisinin değil, üyesi olageldiği grupların yargılarıdır.

Bireyin toplumsal çevresi geliştikçe, bu çevreye bağlı olarak birey bir toplumsal normlar ve değerler örüntüsü de geliştirir. Bireyin toplumsal çevresi, ilkin ailede, sonraları, mahallede, okulda, daha sonraları da, eğitimsel, dinsel, ekonomik, mesleki, gruplarda ve kendi toplumsal sınıfında ilişkide bulunduğu insanlardan oluşur.

Bireyin toplumsal normları ve değerleri öğrenme sürecine “toplumsallaşma” (sosyalizasyon) adı verilir. Toplumsallaşma süreci bireyin yaşamı boyunca sürer.

İnsanların üyesi oldukları grupların normlarına göre hareket etmelerinin toplumda bir çok farklı davranışlara sebep verebileceği sonucunu doğurması son derece doğaldır. Bu yüzden insanlar farlılıkları yaşamak isteyeceklerdir. Ancak toplumu içine alan kurumun ki bu devlet olmalıdır., bu farklılıkları uzlaştırması gerekmektedir. İşte güvenlik görevlileri bu farklılıkların uzlaştırılmasında önemli rol oynamaktadır.

Bu farklılıklar giderek ferdin içinde bulunduğu ortamdan tüm dünyaya kadar büyümekte ve genişlemektedir. Ayrıca tüm dünyaya hakim olan normlar insanların içerisinde, bulunduğu normlardan dışarı çıkmalarına zorlamaktadırlar. Eskiden sadece köy normları ile hareket eden fert ,şimdi gelişen teknoloji ve diğer etmenlerle iletişimin artması sonucu bir çok normun etkisi altında kalmaktadır.

 

2.BÖLÜM

KOLEKTİF DAVRANIŞ VE ÖZELLİKLERİ

 

            Kolektif Davranış

Kolektif davranışın diğer bir adı da toptan kitle davranışıdır. En büyük özelliği ise yapılanmamış oluşudur, yani bu tür davranışların belli bir normu, kalıbı, seyri yoktur. İş bölümü, statü, kimin ne yapacağı belli değildir. Bu yüzden güvenlik görevlileri açısından ele alındığında çok tehlikeli sonuçlar doğurabilecek  hareketlerdir. Duygular serbest hareket eder, insanlar bir kalıp ve kural dinlenmeden davranır , hareket ederler.

 

             A- Kolektif Davranışın Ön Koşulları

 

1- Kültürel normların sosyal ilişkilerin kuralları kesinlikle işlemez

2- Etkileşim ve etkilenme son derce yüksektir.

3- Grup bağımlılığı geçici ama çok fazladır.

4- Sponton hareketler çıkar ve kontrol edilemez hale gelir.

Bazen yapılanmamış toplumsal hareketler hareketlerin seyri içerisinde yapılanabilir sendikaların çıkışı buna göre örnektir. Yapılanmış hareketlerde ise bir dış etki sonucu bu provokatörler ve güvenlik görevlilerinde kolektif davranış görülebilir bu yüzden güvenlik görevlilerinin bu tip olaylarda görev anlayışı daha önce de belirtildiği üzere caydırıcılık ve tahrik sınırının çok iyi belirlendiği bir çizgide olmalıdır.

Kolektif Davranışın Nedenleri:

1- Sosyal toplumsal norm ve geleneklerin yokluğu veya zayıflığı

2- Belirsiz durumların bir türlü açığa kavuşamaması.

3- Yeni değerlerin yeni bakış açılarının oluşmasının yeni yapılanmaları sağlamasına gebe olduğu durumlarda meydana gelir.

Kollektif davranışa en büyük örnek Arnavutlukta meydana gelen halk hareketleridir, Banker skandalı ile sokaklara dökülen halk değişime gebe olan baskıcı rejimin yıkılması için hareket eder hale gelmiştir. Var olan toplumsal yapı gerekli olduğu halde gelenek görenek ve normlara göre değiştirilemiyorsa kollektif davranış meydana gelir, toplum değişikliği zorlar, mevcut yasalar normlar gelenek ve görenekler suçluyu koruyor olabilir, bu yüzden vatandaş bu geleneklerin dışına çıkarak tepkide bulunabilir. Kollektif davranış kurumsallaştığı zaman bu davranışa gerek kalmaz.

Cumartesi anneleri olarak adlandırılan kitlenin eylemleri bu davranışa örnek olabilir. Bir direnme konusu olan Cumartesi Anneleri hareketleri bir çok ilde kollektif davranışa dönüşmüştür. Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Kayıpları Arama ile ilgili bir birim kurulduktan sonra kayıp olduğu iddia edilen insanların bir kısmının aslında yasa dışı örgüt üyesi durumunda olduklarının belirlenmesi yani kayıplar konusunda meydana gelen kollektif davranışın kurumsallaşması ve gerçeklerin halka duyurulması sonucu bu davranışta görev alan Çevik Kuvvet Polisi toplumun büyük bir kesimince ifa ettiği görevden dolayı eleştirilmekten kurtulmuştur. En azından bu amaçla oluşan kollektif Davranış çözülmüş ve en aza indirgenmiş toplumun desteği bu davranıştan çekilmiştir.

 

            B- Kalabalığın Anlamı, Oluşumu ve Özellikleri

 

Kalabalıklar:

Yukarıdaki insan grupları belli bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelmişlerdir. Bu insanların arasında zaten bir ilişki vardı. Bu kısımda ise aralarında herhangi bir ilişki olamayan insanların davranışlarını ve nasıl bir araya geldiklerini incelemeye çalışacağız.

 

Genel Kalabalık Davranışı:

Belirli bir amaç için bir araya gelmeyen ancak gelişen olaylar neticesinde amaçları ortak hale gelen insanlar vardır. Bunlar kalabalıklardır. Ortak mekanda toplanmış insanlardır. Aralarında meydana gelecek etkileşimle “grup” haline gelebilirler. Kalabalık ortam insanların duygularını uyandıran onların ifade edilmesini teşvik eden bir ortam haline gelir. Her zaman potansiyel bir hava vardır. Büyük kalabalıklarda duygusal bulaşmanın koşullarının en üst düzeyde oluştuğu görülür. Başkalarının da varlığı bireye güvenlik ve onaylama hissi verir. Özellikle türdeş insanlarda bu had safhadadır. Böylece kalabalık ortaklık duygusunun insanlar arasında ortaya çıkışına neden olur. Bundan birkaç yıl önce bir televizyon programcısının yanlış anlaşılan bir cümlesi üzerine kalabalık halindeki türdeş bir özelliğe sahip vatandaşlarımız bir anda galeyana gelmişlerdir. Bu olay konumuz için tipik bir örnek teşkil edebilir.

.           Toplumsal rahatsızlık (gerilim, ırksal, dinsel, siyasal, ekonomik, etnik vs. olabilir.) zamanlarında cadde kalabalıkları çoğu kez eylemde bulunan kalabalıklara dönüşebilmektedir. Genel Mitinglerde her şey bellidir. Bir davet vardır, tarih bildirilmiştir. Genel kalabalıklarda önceden planlanan herhangi bir şey yoktur. Etkileyen bir grup veya yukarıdaki örnekte olduğu gibi bir etken ortaya çıkabilir. Çekirdek bir grubun kalabalığın dikkatini çekmesi ve etkilemesi sonucu tepkinin eyleme dönüşme olasılığı yüksektir. Trafik kazaları sonrası veya işlenen bir cinayet sonrası normal kalabalığın bir anda protestocu, eylemci yakıp yıkan bir kalabalığa dönüşmesi olayları buna örnek teşkil edebilir.

Bunlarda hiçbir yapılanma ve norm yoktur. Kalabalığın kendisi spontane olarak oluşur. Ama diğer durumlarda grup zaten oluşmuştur, hareketler davranışlar spontane olarak ortaya çıkar.

İlişki ve davranışlarda hiçbir kural yoktur. Gerilim yüksek; düşmanlık, kızgınlık, gücenme vb. duygular oluşmuşsa toplumsal olarak kontrolsüz etkileşim sonucunda kötü sonuçlar ortaya çıkar. Yakın tarihte genel grev çağrılarının çoğu kez hükümete karşı devrimci hücum ve atakların başlangıcı haline geldiği görülmüştür. Hakkını arayan işçi hareketi bir anda yıkıcı bir eyleme dönüşebilmektedir.

 

Bütünleştirici Kalabalık Davranışı

Tüm kalabalık davranışları spontane ve ani değildir. Başı boş değildir. Bir kısmı kontrollü bir kısmı spontanedir. Çoğu kez kontrolü duygusal buluşmalar özendirilebilir. Yararlı toplumsal işlevler yerine getirilebilir. Olumlu sonuçları da olabilir. İnsanlar sosyal etkinliği birlikte olma güven tazeleme amaçlı olabilir.

 

C- Kalabalığın Çeşitleri

1-) İrade Kalabalığı :İnsanlar bir şeyi ifade etmek için toplanmışlardır. Belli duyguların açığa çıkartmaya yönelik davranışlardır. Verilen bir parti, kalabalık dans grupları, spor etkinlikleri bu kalabalıklara örnek teşkil edebilir. Bunlar bazı duygu ve gerilimlerin düzenli bir biçimde ifade edildiği yerlerdir. Kişiler arası ilişkilerde bir serbestlik var, bir samimiyet var. Bağırma, çağırma ve belli bir düzende saldırganlık maçlarda hoş görülmüştür. Gerilim zararlı bir biçimde kusulacağına rahatça gideriliyor. İnsanları kapattıkça norm dışı işler artar. Ancak kalabalığın uyumlu olması gerekiyor. Yoksa aynı sonuç çıkmaz. Evde parti veren çocuklara anne ve babalarının katılması partiyi sıkar, sigara içerek sohbet eden gençlere babaları katılırsa sigara dahi içilemeyeceğinden sohbet sıkıcı olabilir.)

 

2- )Dinleyici Kalabalıklar: Seyirci gruplar, konsere gidenler, konferans dinleyenler .Bu gruplar da duygusal uyum bakımından gelişigüzel gruplara benzer. Ancak etkilenme düzeyi yüksektir. Bu sırada dinleyenlere kendilerini ifade etme olasılığı var. Bitiminde karşılıklı görüşmeler olur. Dinleyici kalabalıklara örnek olarak Basın Açıklaması yapan kalabalıkları verebiliriz.. Bu kalabalıklar kanundaki boşluktan yararlanarak bir anda grup ve eylemci haline gelebilirler.

3- )Dini Hizmetlere Yönelik Kalabalıklar: Örneğin tarikat mensupları veya bir zikir anındaki insanlar bu gruba örnek gösterilebilir. Yine camide dini vecibelerini yerine getirmek için toplanan insanlar da bu gruba girerler. Tarikattaki insan diğer mensupların davranışlarına uyar. Birey enerji  boşaltır , arkadaşlık başlar. Manevi bir huzur hissedilir. İnsanlar orada bir şeyler  bulur. Normal yaşamda bulamadığı beraber olma gruba ait olma, olanağı bulur. İnsan psikolojik bağlılık sağlayabilir.

4-)Önceden Planlanmış Toplantılar: Gönüllü derneklerin yaptığı toplantılar söyleşiler bu gruba girer. Konuşmacılar gelir, bir şeyler paylaşılır, dinlenilir kalabalık soru sorar, problemler paylaşılır. Bu toplantılarda sayının artması duygusal buluşmanın alanım geliştirir. Siyasal partiler bu tip toplantılardan çok yararlanır. Tarihte Alman Diktatörü Hitler bu toplantılardan en çok yararlanan liderlerdendir.

5-)Kızgın Kalabalıklar: Biranda oluşurlar. Kırar döker linç ederler. Zaten toplum gerginse bu tür oluşumlar mümkündür. Bir anda pek çok yerde oluşabilir. Belirli bir amaçtan ziyade bir öfke boşalma güçlenmeye tepki ve isyanı ifade eder.

Bu tip hareketlerin amaçları belli değildir. Bir toplumsal hayal kırıklığı bu tip olaylara kaynaklık eder. Etnik, ırksal , sınıfsal, ahlaki olabilir. Bu arada bir günah keçisi ortaya çıkar. (Eskiden Yunanlılar keçiyi kurban ederek günahlarından arındıkları düşünürlerdi.) Bu insan linç edilir. Bu güvenlik görevlisi olabilir. Öfkeli kalabalık içerisindeki sivil polisi fark edince linç girişimi olabilir. (İstanbul 1 Mayıs )

Kızgın grupların belirgin somut amaçları vardır. Linç bitince olay biter. İçerisinde çekirdek aktif militan liderler vardır. Liderleri izleyen kalabalık vardır. Buna bir örnek de “jandarma gelinceye kadar yakalanan bir hırsızın ağaca bağlanarak linç edilmeye çalışılması” verilebilir.

Bu tip olaylar gelişerek çete olayları ve örgütlenmeleri hakline gelebilir. Başlangıçta yapılanmamış kalabalık halinde iken sonraları organize olarak çete oluşturabilirler. Saldırganlık bir gerilim yaratır. Gerilim gruba da sirayet eder. Birey kendini tehlikede hissederse gerilim yükselir. Gerilim yükselirse saldırganlık artar. Böylece gruba dönüşen çeteler oluşur.

Sade vatandaşların kendiliklerinden yıkıcı şiddet davranışlarına girmeleri mümkün değildir. Güvenlik görevlileri sade vatandaşı izole etmelidir. Eğer görev anlayışı ile değil bir görevi yapmış olmak için görev yapılırsa, yani masum insanlar da göz altına alınmaya çalışılırsa duygusal bulaşma körüklemiş olur.

            D- Olayların Hazırlık Safhası

 

Aslında, kanunsuz toplumsal olaylar aniden ortaya çıkmaz. Aniden ortaya çıkmış gibi gözüken her olayın bir hazırlık ve olgunlaşma safhası vardır. Bazen aylar, yıllar kadar uzun süren bu safhalar, kamuoyunun gözünden kaçabilir ve kamufle edilebilir. Olaylar bu safhadan sonra uygun bir ortam bulunca veya yaratılınca yine bir bahane ile aniden ortaya çıkar ve hızla gelişir.

Örnek olarak, özellikle 12 Eylül öncesi dönemde meydana gelen okul ve işyerlerinin işgali, boykotlar, kurtarılmış bölge ilanları, direnişler, katliamları gösterebiliriz. Bu tip olayların hiçbiri kendiliğinden meydana gelmemiştir. Planlı programlı sinsi bir çalışmanın sonucudur.

Olayların hazırlık ve olgunlaşma safhasına tesir eden önemli faktörleri aşağıda inceleyeceğiz.

a- Önderlik:

Toplum halinde yaşayan insanlarda yönetme ve yönetilme duyguları vardır. Yönetme duygusu ve becerisine sahip olanlar azınlıktadır.

Bu yönetme duygusuna sahip olan insanların hepsinin önder olması da mümkün değildir. Özellikle cesareti, etkileyici konuşma yeteneği, katılığı, üstün fizik yapısı, bilgisi vb. özel yetenekleri taşıyan kişiler önder olabilirler.

Sonuç olarak toplumdaki diğer insanların bir takım farklı özelliklere sahip olan ve özellikleri ile karşı tarafı etkileyebilen kişileri önder diye tanımlayabiliriz. Bu özellikler veya yetenekler doğuştan olabileceği gibi sonradan da kazanılabilir.

Yasal olmayan bir toplumsal olayda önder dediğimiz kişiler, etkileyici konuşmasıyla cazibe ve heyecan uyandıran sloganları ve hareketleriyle huzursuzluğu artırıcı, sinirli ve gergin bir havanın oluşmasına çalışırlar.

Önderin meşhur veya çok iyi tanınan biri olması şart değildir.

Önderlerin önceden planlanıp organize edildikleri gibi bazen hemen topluluk arasında önce fırlayıveren tipleri de vardır.

Bu tür olaylarda önderler daha çok ortalığı karıştırır, saf, genç ve kolay etkilenen kişileri ise olayların içine iterler.

b- Kabarma ve Horozlanma Devresi:

İnsanlar tek başlarına veya birkaç kişilik grup halinde iken daha mantıklı düşünür ve daha bilinçli kararlar verebilirler. Keza cesaret ve davranışları da normal bir insanın cesaret sınırları içindeki kadardır.

Fakat insanlar kalabalıklaştıkça matematiksel ve doğal olarak güçlenir, cesaretlenir ve davranışları da o ölçüde serbest bir hal alır. Ancak duygu, düşünce ve karar verme yetenekleri ise aynı ölçüde karmaşık ve belirsiz bir çizgiye yönelir.

İşte, tek başına iken tepki gösteremeyen kişiler topluluk halindeyken yukarıda özet olarak açıklamaya çalışılan özelliklerin de etkisiyle birbirlerinden güç alarak kendilerini daha kuvvetli görmeye başlarlar.

Tabiri caiz ise, horozlanmaya, kabarmaya, taşkınlığa kısaca kavgaya hazır hale gelirler.

Örneğin, güvenlik görevlisinin yolda tek başına giden bir vatandaşı haklı bir nedenle uyarması karşısında bu kişinin tutumu ile bir futbol maçında yine haklı nedenle uyarılan fakat kendi arkadaş grubu veya en azından takım taraftarı dediğimiz geniş bir grup içinde bulunan kişinin tutumu birbirinden çok farklıdır. Şöyle ki, birinci olayda kişi daha sakin, mantıklı ve ölçülüdür, ikinci olayda ise isyankardır, çevresinden aldığı güçle hem kendisi hem de aynı grup taşkınlık gösterebilir.

Horozlanma devresinin Güvenlik görevlisi açısından önemi; bu duruma gelmiş bir toplumun yasal olmayan hareketler için önemli bir kaynak olacağıdır.

Bu durum Güvenlik görevlilerince tarafından şartlara göre kontrol altına alınmadıkça, daha kötü olaylara dönüşebilir, ilerleyebilir.

c- Toplumun Büyümesi:

Yasal olmayan bir toplumsal olayın amacına ulaşabilmesi için önceden planlanmış görevliler, kışkırtıcılar olayın başlayacağını, hatta başlamak üzere olduğunu yaymaya başlarlar. Bu konuda oradaki şahıslar arasında çeşitli söylentiler ve yorumlar konuşulmaya başlamıştır. Çoğunluk mantıksız ve heyecanlıdır. Bu durumu değerlendiren maksatlı görevliler taraftar toplamaya çalışırlar. Zira topluluğun tamamı aslında kötü maksatlı değildir. Buraya gelirken böyle bir isyankar olaya katılmayı düşünmemiş sadece merak ettiği için veya tatmin olmak, vakit geçirmek için gelmiş olabilirler.

Kışkırtıcılar bu tip insanları da heyecana getirerek olaya katmaya çalışırlar. Kalabalık giderek artar, kalabalığın sayısı arttıkça söylentiler gelişir, heyecan artar, artık topluluk şuursuzlaşmıştır. Böylece cesareti de artan topluluğun tehlikesi, yasadışı hareketlere yönelme cüreti artar. Bu tür yavaş yavaş gelişen topluluklarda güvenlik görevlileri bu büyümeyi önlemeye çalışmalıdır.

d- Fikri Hazırlık Devresi:

Bu safhaya gelinceye kadar topluluk, artık belli bir heyecan dalgasına kanalize olmuştur. Aslında kimin ne söylediği, ne söylemek istediği, pek belirli değildir. Çeşitli söylentiler dolaşır ve topluluk her türlü zorbalığa kolayca cüret edebilecek duruma yaklaşmıştır.

İşte bu fikri hazırlık devresinde asıl görevli kışkırtıcılar, söylentileri olabildiğince yayıp genelleştirerek tüm topluma mal etmeye çalışırlar. Böylece toplumda duygusallığı ve fikri arzuyu artırırlar.

e- Çabuklaştırıcı Olay:

Yukarıda kısaca anlatılan safhaları hatırlayacak olursak özetle; dalgalı bir denizde rotayı elinde bulundurmaya çalışan bir veya birden çok önderin başkanlığında gittikçe çoğalan ve bundan cesaret alarak horozlanabilen hatta çoğalan toplumun giderek büyümesi ile her türlü zorbalığa cüret edebilecek duruma gelen ve belli ölçüde duygusallaşıp fikri açıdan olgunlaşmaya başlayan bir toplum oluştuğunu görmüştük.

İşte bu durum ve ortamdaki bir toplum için artık çok küçük hatta çok önemsiz gibi görünen herhangi bir olayı çabuklaştırıcı neden olabilir. Bunun neler olabileceğini önceden kestirmek çok güçtür. Olayların akışı içinde tesadüfen de ortaya çıkabilir ve bardağı taşıran son damla olabilir veya küçük bir kıvılcım misali olayı başlatıverir.

 

 

f- Kontrolden Çıkmış Zorbalık Safhası:

Bir önceki maddede anlatılanların ışığında, bardağı taşıran son damla olan bir sebeple başlayan toplumsal olaylarda topluluk gerek mantık, gerek duygusallık heyecan gerekse sayısal ve fiziki değer bakımlarından artık tam anlamıyla ve tek kelime ile şuursuz yani kontrolden çıkmış bir durumdadır.

Bu safhada başlayan zorbalık hareketleri bir çığ misali kontrolden çıkmış vaziyettedir.

g- Zorbalık Hareketlerinin Yayılması:

Toplu hareketin şiddeti artıp kontrol dışı kaldıkça zorbalık hareketlerinin hedefi bir olmaktan çıkarak, yaygınlaşır ve genelleşir. Ör; bir işçi mitinginde kendi konularıyla, hedefleriyle uzaktan, yakından ilgili olmayan özel veya resmi mülklere, dükkanlara yönelip, tahrip etmeleri zorbalık hareketlerinin hedef dışı yayılmasının canlı örnekleridir.

 

            E- Olayları Başlatma Usulleri:

Yasal olmayan toplumsal olayları başlatma usullerini genel olarak aşağıdaki başlıklar altında özetlemeye çalışacağız.

a- Yaygın Propaganda Yapmak:

Propagandayı belli bir konuyu, başkalarına aktarıp benimsetmek ve onların ilgilerini kazanmak biçiminde tanımlayabiliriz.

Yasal olmayan bir olayın başlangıcında (veya daha önce) hedeflenen olay çerçevesinde yazılı veya sözlü olarak propaganda başlatılır. Bu propagandanın sürekli ve olabildiğince yaygın yani geniş alana hitap etmesine, etkileyici olmasına gayret edilir.

Böylece amaçlanan olayın tohumları filizlenir, fikri olarak kafalara yerleştirilmeye ve olgunlaştırılmaya gayret edilir. Sonuçta toplum istenilen her yöne kolayca çekilebilir bir hale gelir.

b- Konuşma Yapmak:

Özellikle önder diye tanımladığımız kişiler veya diğer etkileyici hitap etme özelliğine sahip aynı amaçlı şahıslar, kışkırtmak istedikleri kişilere, grup ve topluluklara ateşli konuşmalar yaparak onları etkilemeye çalışırlar, konuşulan konular, genellikle toplumun özlem duyduğu veya beklentilerine uyan konulardır.

Önceden propaganda yoluyla az veya çok şartlandırılmış, etkilenmiş olan toplum, bu tür konuşmaların tesiriyle istenilen olaya sürüklenmeye hazır hale gelir.

c- Heyecanı Artırmak:

Sakin insanlar daha mantıklı, bilinçli düşünür ve daha tutarlı davranışlarda bulunurlar. Bunun aksine heyecanlı insanların davranışları ve düşünceleri daha az bilinçli ve daha tutarlıdır. Kısacası zigzaglar çizerler.

Genelde böyle olduğuna göre, propaganda yoluyla şartlandırılmaya çalışılan amaçlı konuşmalarla belli bir olgunluğa eriştirilen toplum olayı yönetenlerin elinde heyecana sürüklenmek ve iyice şuursuzlaştırılmak istenir.

Bunu sağlamak için balon uydurma haberler, sloganlar atılabilir. Zira bu durumdaki bir toplum artık söylenilen her şeye kanabilecek bir duruma gelmiştir. Her şeye kanılınca mantık giderek azalır, heyecan ise giderek çoğalacaktır.

d- Eyleme Geçiş:

Yukarıda özetlemeye çalışılan bölümlerden sonra eldeki toplumu eyleme geçirmek için sadece bir kıvılcımın yeterli olacağı açıkça görülebilmektedir.

Olayı plânlayan kişilerden birisinin maksatlı bir başlangıç hareketi oradaki tüm toplum için bir başlangıç nedeni olur ve böylece eylem başlatılır.

 

3.BÖLÜM

EYLEM TAKTİKLERİ

 

Yasal olmayan toplumsal olaylarda “Eylem Taktikleri” konusunu açıklarken önce hepimizin bildiği eylem ve taktik sözcüklerinin anlamını bir kez daha bir kaç cümle ile hatırlamaya çalışalım.

Eylem; Bir iş, bir hareketi ifade eder.

Taktik; Belirlenen bir hedefe, amaca ulaşabilmek için önceden belirlenmiş plan, yol, usûl ve yöntemlerdir, diye yorumlanabilir.

Yasal olmayan toplumsal olayları başlatan ve yürüten topluluklar hedeflerine ulaşabilmek veya olaylarını olabildiğince etkileyici bir seviyeye çıkarabilmek için kendilerini önlemeye çalışan Güvenlik görevlilerine karşı bir takım taktikler kullanırlar.

Bu taktiklerin bir kısmı şunlardır;

a- Olay Yaratarak Dikkatleri Başka Noktaya Çekme:

Yasal olmayan toplumsal olayı yürütenler asıl hedeflerine ulaşabilmek için karşı kuvvetleri şaşırtmak ve onların dikkatlerini başka noktalara çekmeye çalışabilirler.

Örneğin: asıl olayın olmadığı bölgelerde, bombaların patlaması, benzeri panik yaratan olayların meydana getirilmesi ile güvenlik görevlilerinin dikkatlerini bu bölgelere çekmeye gayret ederler. Bunu başardıkları oranda asıl hedeflerine daha kolay ilerlerler.

b- Dağılıyor Gözükerek Tekrar Toplanma:

Bu konuda diğer bir taktik de dağılıyor gözükerek tekrar toplanmadır.

Topluluk önceden dağılmaya başlar, güvenlik görevlileri topluluk gidiyor diye gevşer, tertibatını, tedbirlerini azaltır. Tam bu sırada topluluk planlı olarak, hızlı bir biçimde toplanmaya başlar. Amaç güvenlik görevlilerini gafil yakalamak ve böylece hedefe yürüyebilmektir.

c- Büyük Bayrak- Flamalarla Yürüyüş ve Marş Söyleme

Bayrak bir milletin özgürlük, hürriyet ve bağımsızlığının timsalidir. Bu nedenle de son derece kutsaldır.

Keza çeşitli flamalar da bayrak gibi değerli anlamlar ifade etmektedir.

Yasal olmayan bir toplumsal olayı yürütenler bu değerli maddelerin arkasına gizlenerek hem çevrenin sempatisini toplamaya, hem de güvenlik görevlilerinin mukavemetini kırmaya çalışırlar.

Sözde, bayrak—flama taşıdıklarını, hatta milli veya kahramanlık marşları söylediklerini, böylece amaçlarının kötü olmadığı intibaını yaymaya çalışırlar. Böylece amaçlarına bu yoldan ilerlemek isterler.

d- Topluluğun Etrafına Yaşlı, Kadın, Çocuk ve Gazilerin Dizilmesi:

Türk Milletinin tüm dünyaya örnek olmuş ve olmaya devam eden çok güzel hasletleri, özellikleri vardır. Kahramanlığı, mertliği, dürüstlüğü, konukseverliği bunlardan sadece birkaçıdır.

Savaşta bile, silahı olmayanlara özellikle yaşlı, bayan ve çocuklara saldırmadığı dünya tarihince bilinen bir gerçektir.

Gazi büyüklerimiz de Vatanı kurtarmak, bize hür ve bağımsız bir ülke bırakmak için canları pahasına savaşa katılan çok değerli varlıklardır. Hepimiz onlara sonsuz saygı ve hürmet duyarız.

Yasal olmayan bir olayı yürütenler, bu güzel hasletlerden yararlanmak için topluluğun etrafına yaşlı, bayan, çocuk ve gazileri dizebilirler. güvenlik görevlilerinin bunlara karşı zor kullanmak istemeyeceğini bildikleri için bir ölçüde de olsa güvenlik görevlilerinin mukavemetini, hareketlerini, sınırlamış olurlar. Sonuç olarak da kendileri hedeflerine daha kolay ilerleyebilirler.

e- Topluluğun Güvenlik Görevlilerini Kuşatması:

Diğer bir eylem taktikleri de topluluğun belli bir grubunun güvenlik görevlilerini kuşatmaları olayıdır. Böylece güvenlik görevlilerinin hareket kabiliyetini azaltarak onu saf dışı bırakmak ve esas topluluğun hedeflenen eyleme doğru ilerlemesini sağlamaktır.

A-    Eylem Biçimleri

 

Eylem biçimlerini kesinlikle sınırlandırmak mümkün olmayabilir. Çünkü zamana, şartlara, yöreye, imkanlara vb. diğer etkenlere göre eylem imkan ve kabiliyetleri değişebilir.

Aşağıda, kısaca en çok rastlanan eylem biçimlerine değinilecektir.

a- Hakaret (Aşağılatma, Tahkir)

Yasal olmayan toplumsal olaylarda olayı yürütenler ve sevk edenler ile topluluk içindeki diğer kişiler güvenlik görevlilerinin onur, haysiyet ve şeref kırıcı sözler ve davranışlarla hakaret edebilirler. Amaçları olayı kızıştırmak, panik yaratmak, morali bozmaktır diye özetlenebilir. Bunun yanında güvenlik görevlilerinin sert davranmasını sağlayarak, kendilerini kamuoyu önünde masum göstermek de isteyebilirler.

Önemli olan bu tür davranışlara karşı güvenlik görevlilerinin hazırlıklı ve güçlü olmasıdır.

b- Yazılı ve Sözlü Gereçlerle Tahrik:

Yazılı tahrik araçları, bildiri, broşür, gazete, dergi vb. dir.

Sözlü tahrik araçları ise, megafon vb. ses çıkarabilen aletler olabilir.

Yasadışı bir olayı yürütenler yukarıda özetlenen bu tür araç ve gereçlerle güvenlik görevlilerinin elden geldiğince olaya çekmeye, tahrik etmek isterler. Tahrik olunca mantığın azalacağı, sonuç olarak hislerle gelişigüzel hareket edileceğini bilmekte ve böyle olmasını arzulamaktadırlar.

 

 

c- Bazı Maddelerin Atılması:

Güvenlik görevlilerini tahrik etmek ve eylemlerini sürdürmek için domates, yumurta, taş vb. maddelerin güvenlik görevlilerine atılması olayı, bu tür yasadışı toplumsal olaylarda sık rastlanılan bir durumdur.

Olay içindeki şahıslar böyle bir eylem için önceden hazırlıklı olarak bu maddeleri yanlarında bulundururlar veya önceden belli bir yere depo gibi yığıp buradan alıp kullanabilirler.

d- El Silahları:

Diğer bir eylem biçimi de el silahları diye tanımladığımız sopa, zincir, muşta vb. gibi insana zarar verici aletlerdir.

e- Ateşli Silahlar:

Ateşli silahlar hepimizin bildiği çeşitli çap ve markadaki silahlardır.

Bu tür silahlar daha çok isyan, ayaklanma vb. gibi olaylarda kullanılır.

Ancak, bu silahların bir veya birkaçının yasadışı toplumsal olayı yönlendiren özellikle elebaşları ile Özel Tim’lerin de her zaman bulunabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

f- Patlayıcı Maddeler:

Yasadışı toplumsal olaylarda;

Dinamit, el bombaları, çeşitli kimyasal, patlayıcı maddeler kullanılarak panik yaratılıp, mala, cana zarar verilmek istenir.

g- Eşya Tahribi ve Yağma:

Yasadışı bir toplumsal olayın eylem biçimlerinden birisi de eşya tahribi ve yağmalamadır. Böyle olaylardan beklenen amaç kamuyu olabildiğince rahatsız etmektir.

Mal canın yongasıdır derler. Hiç kabahati ve ilgisi olmayan masum vatandaşların veya devletin bina, eşya ve diğer mallarının tahrip edilip yağmalanması başta devlet olmak üzere yurttaşları da üzer.

Bu tür eylemler, özellikle bu topluluğun iyice heyecanlanıp, şuurunu kaybettiği zamanlarda söz konusudur. Ayrıca yağmalamadan faydalanmak isteyen bazı fırsatçı kişiler çıkabilir. Bu kişiler topluluğu böyle bir hedefe yönlendirebilirler.

 

  • Panik Nedenleri

 

Panik, korku ve bilgisizliğin doğurduğu şuursuz bir harekettir. Emin bir yere ulaşabilmek için dayanılmaz bir korku ve heyecanının etkisi ile meydana çıkan kontrolsüz hareketlerdir.

Deprem, yangın, sel gibi doğal afetler sırasında binaların yıkılması veya yıkılacağı endişesi, yangın sırasında alevlerin topluluğun etrafını sarması, topluluk içinde atılan patlayıcı maddeler, kapalı bir yerde bulunan topluluğa yangın veya bomba ihbarının yapılması grubun paniğe kapılmasına yol açacaktır.

Böyle durumlarda kişilerin kendi canlarını kurtarma endişeleri sonucunda herkes değişik yönlere kaçmaya başlayacak ve ezilmeler olacaktır. Çünkü paniğe kapılmış grup içindekiler yalnızca kendilerini düşünürler. Bu yüzden kaçarken düşenler bir daha ayağa kalkma imkanı bulamazlar. Bu arada başkaları ile kendisine zarar verme ihtimali çok yüksektir. Panik devam ettiği sürece mal ve can kaybı çok yüksektir.

Paniğe kapılmış gruba yön vermek oldukça zordur. Ancak güvenlik güçleri ses yükseltici cihazlarla veya bağırarak grubu sakinleştirmeye çalışmalı, paniği önlemek için gayret sarf etmelidir.

 

C- Topluluk İçinde Bulunan Kişi Tipleri:

a-  Provokatörler:

 

Bunlar bir huzursuzluğu ve eylemi başlatma ve devam ettirme konusunda tecrübe sahibi yetiştirilmiş elemanlardır. Bu kişiler sürekli biçimde başka şahısların güven verici veya övücü tutumlarını ve desteğini ararlar. Daima başkalarının dikkatini kendi üzerlerinde toplamak isterler, aksi taktirde rahatsız olurlar, çabuk heyecan dalgalanmaları ve olaylar karşısında hemen tepki gösterirler.

Gösterilen bu tepkiler bir parça duruma uygun olmayıp abartılmış durumdadır.Çabuk arkadaşlık kurarlar, fakat bu ilişkiyi daima kendi çıkarları için kullanmak isterler.

Eylemin önceden planlandığı şekilde amacına ulaşabilmeleri inceden inceye hesaplanmış olup tespit ettikleri gayenin gerçekleştirilmesine yönelmiştir.

b- Atılganlar:

Bu tipler düşüncesiz, ani karar veren ve topluluk içinde bir şeyler yaparak kendileri için bir statü sağlamak amacında olan kimselerdir.

Atılganlar her türlü eylemi başlatarak çekinmeden en önde gider ve eylemlerin sürekli olmasını sağlarlar. Olayların sonuçlarını düşünmeden her türlü eyleme girerler.

c- Tesir Altında Kalanlar:

Eylemleri başlatacak kadar cesaret sahibi olmayan ve atılgan davranmayan ancak atılganların kolayca tesiri altında kalabilen kimselerdir.

d- İhtiyatlılar:

Topluluk içerisinde yer alıp profesyonel kışkırtıcılar gibi önceden hazırlık, planlı, programlı hareket etmeyen genç ve tecrübesiz liderler kadar atılgan ve cesur olmayan ancak topluluktaki atılgan kimselerin başlattığı eyleme hemen katılmaya müsait kimselerdir.

e- Destekleyiciler:

Bunlar gerçekte toplu hareketlere katılmayan fakat toplu hareketlere karşı sempati duyan ve çığırtkanlık yaparak eylemi destekleyen kişilerdir.

f- Seyirciler:

Herhangi bir eyleme katılmayan ancak topluluğu ilgi ile izleyen insanlardır. Seyirciler eylemci grup tarafından görüldüğü sürece onlara manevi destek sağlarlar.

 

  1. BÖLÜM

TOPLUMSAL OLAYLARDA GENEL PRENSİPLER

 

 

Ülkemizde toplu eyleme katılan topluluklar geleneksel olarak yasal ve yasal olmayan topluluklar olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak bir toplu gösteri yürüyüşünün kanuna uygun olarak yapılıp yapılmadığından çok daha önemli olan konu, topluluğun hangi amaç doğrultusunda eyleme başladığıdır. Bir topluluk kanuna aykırı olarak toplanmış olsa bile, kimseye saldırı gütmeyen ve belirli bir konuda uğradıkları haksızlıklara karşı seslerini duyurmak isteyen veya seslerini duyurmanın tek yolunun toplu eylemden geçtiğini düşünen gruplar olabilir.( 1982 Anayasası Md.34, ‘Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.’)Bu nedenle bir olaya müdahale etmeden önce topluluğun yapısı, istekleri ve hedefleri konusunda bilgi sahibi olmak, bu bilgiler doğrultusunda hareket etmek güvenlik görevlilerinin taktiklerinin başarısında önemli rol oynayacaktır.

Güvenlik görevlilerinin topluluğu kontrol için kullandığı taktikler topluluğun olay esnasındaki davranışlarını da etkilemektedir. Güvenlik görevlilerinin topluluğa devamlı müdahale etmesi veya müdahale edecekmiş gibi görünmesi, eylemcilerin problemlerini dile getirme imkanı bulamamasına, eylemcilerde güvenlik görevlilerine karşıt bir hava uyanmasına sebep olacaktır. Bu durum provokatörlerin de etkisiyle istenmeyen olaylara meydan verebilecektir. Bu sebeple güvenlik görevlilerinin kullandığı taktikler ile topluluğa kanun çizgisi içerisinde kaldıkları müddetçe yaptıktan eyleme saygılı olunacağı imajı verilmelidir.

Hatırlatmakta fayda bulunulan diğer bir nokta da kanuna aykırı eylem ile meşru eylem farkıdır. Bazı eylemler izinsiz olmaları sebebi ile yasa dışı konumuna düşmüş olsalar bile, kamuoyunda, ve vicdanında destek bulmaları, toplumsal ahlak, toplumun sağlık ve güvenliğine her hangi bir tehlike oluşturmamaları nedeni ile meşruiyet kazanabilirler. Bu sebeple güvenlik görevlilerinin yasallık ve meşruluk arasındaki hassas dengeyi iyi ayırt etmesi gerekir. Mesela mahallelerindeki kaza nedeni ile ölümleri protesto etmek için yolu kapatmak sureti ile eylem yaparak bir üst geçit yapılmasını talep eden eylemcilerin eylemleri yasal değildir. Ancak taleplerin gerekçeleri ve eylemin kamu güvenliğine yönelik ciddi tehlike oluşturmaması nedeni ile zor kullanılarak dağıtma ve liderleri yakalama yerine ikna metotlarını kullanarak eylemi sona erdirme güvenlik görevlilerinin halk nezdindeki desteğini artıracaktır.

 

  • Organizatörlerle Diyalog Kurma

 

Toplu yürüyüşün amacı tespit edildikten sonra olayı organize eden ve lider konumunda olan insanlarla çeşitli kanallar vasıtasıyla bağlantı kurulur. Yürüyüşün zamanı, istikameti, atılabilecek ve atılamayacak sloganlar, taşınabilecek pankartlar ile güvenlik görevlilerinin saldırı için kullanılabilecek malzemelerin taşınmaması (kalın pankart sopası, bol çivili küçük pankart sopası…) gibi konularda karşılıklı diyalog ve anlaşma sağlanmalıdır.

Güvenlik görevlilerinin eylem alanındaki varlığının kalabalıktan yararlanıp örgütleri adına sansasyonel eylemler yapmak isteyen provokatörlerden veya zıt gruplardan gelecek saldırılara karşı topluluğun güvenliğini sağlamak olduğu açıkça ifade edilir. Güvenlik görevlilerinin hiç bir üzücü olay meydana gelmemesi için gerekli güvenlik tedbirlerini alması gerektiği açıklanır. Yani güvenlik görevlilerinin asıl amacının gösteriyi engellemek veya göstericilere karşı durmak değil, gösterinin huzur içerisinde yapılabilmesi için tedbir almak olduğu bellidir. Bu açıdan organizatörlere topluluğa hakim olmaları ve bir güvenlik görevlisi gösterici çatışmasına sebep olacak şekilde tansiyonu yükseltmemeleri gerektiği belirtilir, böylece organizatörler ve güvenlik görevlileri arasında genel mutabakat sağlanır.

Ancak her ihtimale karşı, organizatörlerin topluluğu kontrol kabiliyetleri ile topluluğun kargaşa çıkarmak isteyip istemedikleri ve kanunsuz hedeflere yürümek isteyip istemedikleri iyi araştırılmalı ve değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme neticesi güvenlik görevlileri artırılmalı veya azaltılmalıdır.

  • İkna Edici ve İnandırıcı Olma

 

Bir toplumsal olayda göstericilerin uyması gereken bazı yasa ve kurallar vardır. Olay anında bunların güvenlik personeli tararından kitlelere iletilmesi gerekebilmektedir. Bu kurallar çoğu zaman göstericilerin bazı davranışlarına izin verilmemesi şeklinde olabilir. Öte yandan, insanlarda yasaklara karşı çoğu zaman bir antipati ve onu çiğneme eğilimi vardır. Yapılmaması istenilen bir davranışın, ‘Yapma!, Yasaktır!, veya ‘Bunun cezası şu kadardır!’ gibi kesin emirler şeklinde ifade edilmemelidir.

Toplumsal olaylarda yapılacak sözlü uyarılar, dili çok iyi kullanan uzmanlar tarafından özenle hazırlanmalıdır. Kullanılan ifadeler bir yasaklama veya emir ifade etmekten daha çok yapılması veya yapılmaması istenilen şeylerin o kişilerin kendi güvenlikleri için istenildiği hissettirilmelidir. Kişi kendi sağlığını veya güvenliğini önemsemese bile kendisinden istenilen davranışın sadece onun kendisi için değil başkaları için tehlike taşıdığı veya rahatsız edici olduğu vurgulanabilir. Bu şekilde kullanılacak olan ifadelerle insanlarda yasaklara karşı olan antipati ve tepki duyguları gereksiz yere tahrik edilmemiş olur.

Göstericiler ile güvenlik mensupları arasında gerçekleşen bireysel diyaloglarda ’emredici’ bir üslup yerine “uyarıcı” veya “hatırlatıcı” olunmalıdır. Vatandaştan yapması veya yapmaması istenilen şeyin kişisel ve keyfi bir istek veya emir değil bir görevi gereği olduğu hissettirilmelidir. Uyarılardaki üslup kişisel ve keyfi bir yasaklama ve sınırlamaya dönüştüğünde doğal olarak bunlara bir tür direnme oluşacaktır. Oysa, bir göstericiden uyması istenilen kuralın onun yararına olacağı kısaca hatırlatılabilir.

Bazı durumlarda göstericilere açıklama yapma zamanı olmayabilir veya herhangi bir sebepten dolayı hiç bir açıklama yapılmaması da gerekebilir. Bu tür durumlarda bile kısa ve net ifadelerle bazı nedenlerden dolayı şimdilik bir ‘açıklama yapılamayacağı’ şeklinde bir ‘açıklama yapılabilir’. Açıklamaya zaman olmadığı mazeretine sığınılarak açıklamadan kaçınıldığı bazı durumlarda olayın büyüyerek personelin daha fazla zaman ve enerji kaybettiği görülmektedir. Bazı durumlar hariç çoğu zaman vatandaşa uygun bir dil ve üslupla yapılacak olan kısa açıklama ve bilgilendirmeler gereksiz bir çok tartışmayı ve gerilimi önleyecektir.

Problemler iki türlü çözülür. Biri güç kullanarak diğeri işbirliği veya ikna ile. Her zaman işbirliği ile daha büyük başarılar elde edilmiştir. İkna metodu toplu olaylarda denenecek en öncelikli metottur. Mesela, hep birlikte T. B. M. M’ne yürümek isteyen bir topluluğun bu isteğinin yerine getirilmesi imkansızdır. Bu gibi toplulukları güç kullanarak dağıtmaya çalışmak yerine onların istekleri hukuken kabul edilebilecek ölçüler içerisinde yönlendirilmelidir. Bu gibi kanuna aykırı talepler neticesinde ortaya çıkacak güvenlik görevlileri ile eylemciler arasındaki gerginliği yumuşatmalı ve göstericinin amacına kısmen de olsa ulaşabilmesi sağlanmalıdır.

 

 

C- İnisiyatif Kullanma          

 

İnisiyatif kullanmak hiç bir zaman suç işleyenleri cezasız bırakmak veya suç işlenmesine göz yummak olarak değerlendirilmemelidir. İnisiyatif kullanma; toplumun genel menfaati doğrultusunda hareket ederek topluluğun agresif bazı tavır ve davranışlarını azaltma çalışmasıdır.

Göstericilerin eylemleri topluluğun huzurunu bozacak veya güvenliğini tehlikeye düşürecek seviyede olmadığı müddetçe ufak tefek taşkınlıklara göz yumulmak ve mecbur kalınmadığı müddetçe müdahale edilmemelidir. Eylem anında yakalama yapmak genelde risklidir, çünkü güvenlik görevlilerinin gereksiz hareketleri provokatörlerin topluluğun dikkatini bu yöne yönlendirmeleri ile daha büyük olayların gelişmesine sebep olabilir.

Eğer güvenlik görevlileri her provoke eylemde bulunanları anında yakalamaya çalışır ise toplulukta bir dayanışma ruhu doğabilecek ve güvenlik görevlilerine karşı topluca direniş ortaya çıkabilecektir.

 

            D- Caydırıcılık

Caydırma taktikleri daha ziyade olay çıkarmaya kararlı kişilerin ve toplulukların bu niyetlerinden ve kararlılıklarından vazgeçirilmesi için uygulanan taktiklerdir. Burada önemli olan suça azmetmiş kararlı bir kişi veya grubu bu eyleminden vazgeçirmeye çalışmaktır. Bu da ya güç gösterme taktiği yahut ikna etme taktiği ile olmaktadır. Örneğin: ferdi bir olay yaratan bir suçlunun davranışının yanlış olduğunu kendisine ikna edilerek söylenmesi veya bir olayda sanığın rehin aldığı kişileri bırakmaya ikna edilmesi için uygulanan taktik. Olayın suç olduğunun söylenmesi, rehinelerin öldürdüğü takdirde durumun daha da ağırlaşabileceğini ayrıca kişinin içinde bulunacağı psikolojik durum da değerlendirilerek, dinen ve ahlaken yapılacak eylemin kötülüğünün ikna edilerek anlatılmaya çalışılması gerekir. Toplumsal   olaylarda  ise caydırma   taktikleri;   kuvvet  gösterisi   ile   kanuna   uygun   istekleri doğrultusunda bazı tavizler verilerek caydırılmaya çalışılmalıdır. Güvenlik görevlileri toplu eylemler esnasında her türlü senaryoya hazır olmalı ve buna hazır olduğunu çeşitli vesilelerle topluluk ve topluluk yöneticilerine bildirmelidir. Ancak caydırıcılık maksadı ile aşırı güç gösterisinden de kaçınmak çok önemlidir. Çünkü aşırı güç göstermek çoğu zaman tahrik anlamına gelir.

‘Caydırıcılık’ ile ‘meydan okuma’ arasında çok ince bir çizgi vardır. ‘Meydan okumada’ karşı tarafa yöneltilen bir tehdit’ söz konusudur. ‘Caydırıcılıkta’ ise karşı taraftan gelecek olan olası bir saldırıya karşı “hazırlıklı ve yeterli’ olunduğu mesajı verilmektedir. Meydan okuma ‘saldırgan’ iken, caydırıcılık ‘savunmaağırlıklı bir uygulamadır. Devlet ve onun adına kuvvet kullanan güvenlik personeli ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir zaman kitleleri tehdit ve tahrik eden taraf olmamalıdır. Devlet her zaman gösteri yapan kitleye karşı daha güçlü olan taraftır ve bu da onun daha fazla ölçülü ve kontrollü olmasını gerektirir. Mesela; silahsız, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu bir topluluk karşısına panzerlerle çıkmak, tam teçhizat ile göz yaşartıcı bombalar ve kalkanlarla gözükmek caydırıcılık çizgisini aşacaktır. Belki de havayı gerginleştirecek ve toplulukta güvenlik görevlilerinin kendilerine düşmanca cephe aldığı ve topluluğun hedef aldığı kitle ile işbirliği içerisinde olduğu ve eylemci grubu tahrik ederek onları ezmek için fırsat kolladığı imajını verecektir. Bunun gibi güç gösterisinden kesinlikle kaçınmak gerekir. Güvenlik görevlilerinin her türlü senaryoya hazır olması bu gücünü meydanlara sürmesi anlamına gelmez. Bu güç gerektiğinde bir dakika içerisinde müdahale edebilecek yakınlıkta bulunmalıdır,

 

D- Provokasyona Gelmeme

 

Beklentileri karşılanmayan ve bu beklentileri karşılamaya yönelik arayışları sonuçsuz kalan insanlar, umut kırıklığı yaşarlar. Bu tür insanlar, şiddete yatkın toplumsal bir olayda eğilimleri doğrultusunda kışkırtılırlar. Bu kışkırtmanın belli kişilerce organize edilip bir amaca yönelik hazırlanmasına provokasyon diyoruz.

Provakatif ortam toplumsal olayda bulunan insanların duyarlı olduğu konuların belirli kişiler tarafından dile getirilerek kışkırtılmasıyla yaratılır. Provakatif ortam; ekonomik sebeplerden, sosyal ve siyasi farklılıklardan ayrıca mal, namus ve inanç gibi bireylerin çok duyarlı olduğu konulardan birine saldırı olduğunda ortaya çıkan gergin süreçtir. Bunu bilmemiz provakatif ortamı tanımamıza ve müdahale aşamasında nasıl davranmamız gerektiğine yardımcı olacaktır.

Provokatörler topluluğu amacından saptırmak isteyen profesyonel kişilerdir. Her aşamada topluluk ve güvenlik görevlilerini karşı karşıya getirmeye çalışırlar. Güvenlik görevlileri bu gibi durumlarla karşılaştığında hislerine göre hareket etmek yerine mantıklı ve sabırlı olarak hareket etmelidir. Topluluk psikolojisini iyi bilen güvenlik görevlileri provakatöru coplamak yerine, yakalayıp hemen güvenlik görevlileri hatlarının arkasına atmalı veya topluluk dağıldıktan sonra yakalayıp mahkemeye sevk etmelidir.

Özellikle sol örgütlü provokatörler sokak eylemleri ve provokasyon konusunda çok büyük tecrübeye sahiptirler. Bunlar topluluğu kışkırttıktan sonra , o topluluğun içinde izlerini kaybettirmeye çalışmaktadırlar. Bu sebeple güvenlik görevlilerinin onların birikimini ve tekniklerini çok iyi bilmelidir. Topluluk içinde bu tür hareketlere katılmaya gönüllü olan, öfkeli, heyecanlı kişilerin, pisikopatlann ve toplu hareketleri başlatabilecek ve önderlik edebilecek kişilerin önceden hüviyetlerini tespit etmek lazımdır.

E- Profesyonel Olma

 

Toplumun bir kesiminin herhangi bir konuda kamuoyu oluşturmak ya da isteklerini yönetime iletmek amacı ile toplu gösteri yapması çağdaş toplumlarda en temel haklardan biridir. Bu haklar demokratik sistemlerin kaçınılmaz bir parçası ve hatta gereklerindendir. Güvenlik görevlileri, sokağa hak aramak için çıkan insanları potansiyel suçlu olarak görmemeli, hatta onların da en az güvenlik görevlileri kadar vatansever olabilecekleri düşünülmelidir. Toplumsal olaylarda görev alan güvenlik görevlileri profesyonelliğin gereği olarak duygularına hakim olabilmeli ve yansız davranabilmelidirler. Göstericilerle ilişkilerde ise, emredici olmak yerine kararlı bir şekilde uyarıcı olmalıdırlar.

Toplumsal olaylarda görev yapan güvenlik mensupları, gösterinin içeriğine göre, göstericilere karşı olumlu veya olumsuz bir görüş sahibi olabilirler. Yapılan gösterinin gerilimsiz olması durumunda zaten fazla bir sorun olmayacaktır. Bu tür olaylarda güvenlik personeli için tek sorun rutin güvenlik önlemleri almak ve karşı bir gösteri varsa onunla ilgili tedbirleri uygulamaktır.. Gösterinin devlet karşıtı olması ya da gerilimli olması durumunda ise doğal olarak güvenlik mensupları kendilerini taraf olarak göreceklerdir. Oysa profesyonel bir anlayış ile yapılan bir toplumsal olay görevinin amacı ve içeriği ne olursa olsun gerekli yasal izinler alınarak yapılan her gösteri bir demokratik hakkın kullanımıdır ve bu hakkın kullanımını sağlamak güvenlik birimlerinin temel görevidir. Gösteri ne kadar gerilimli olursa olsun, güvenlik görevlileri profesyonelliğin gereği olarak, soğukkanlılığım kaybetmeden, duygularına mağlup olmadan görevini yerine getirmelidir

Vatandaş ile ilişkilerde kolayca tahrik olarak duygusal davranmak profesyonellik ile bağdaşmayan bir durumdur. Vatandaş kasıtlı olarak, veya bilmeyerek tahrik edici bir tutum takınmış olabilir. Hatta, bazı durumlarda güvenlik personeli özellikle tahrik edilmek istenmiş de olabilir. Örneğin, toplumsal olaylar gibi uygulamalarda bazı kimseler güvenlik personelini kasti olarak tahrik ederek onların aşın reaksiyon göstermelerini sağlamaya çalıştıkları görülmektedir. Kasıtlı olarak yapılan tahriklerde soğukkanlılığı korumak profesyonelliğin gereklerindendir. Güvenlik personelinden beklenen profesyonellik onun davranışlarını başkalarının yönlendirmesi ile değil, almış olduğu eğitim ve meslek ilkeleri doğrultusunda şekillendirmesidir.

 

 

5.BÖLÜM

COP VE GÖZYAŞARTICI GAZLAR

 

            A- Copun Özellikleri

      Savunma silahı cop:

Güvenlik görevlisi olarak, sözlü emirlerinize itaat etmeyen saldır­gan bir şahısla karşılaşacağınız zamanlar olabilir. Boş elle uygulanan tekniklerin işe yaramadığı ya da pratik olmadığı, öldürücü güç kullanı­mında haklı gösterilemeyeceği durumlarda cop, görevli için gerekli bir etkin silah oluşturur. Ancak çoğu kişinin veya medyanın görüşüne göre savunma, püskürtme ve dağıtma silahlarının kullanıl­ması vahşi ve aşırı bulunmaktadır.

Güvenlik güçlerinin yöneticileri ve eğitimcileri savunma, püs­kürtme ve dağıtma silahlarının bir sorun oluşturmasını hiçbir zaman istemezler. Peki görevliler neyi kötüye kullanıyorlardı, ne kaybediyor­lardı? Bir başka deyişle “Görevliler savunma teknik ve araçlarını neden aşırı derecede kullanıyorlar? ”

Çoğu eğitimcinin inandığı ve herkes tarafından bilinen bir cevaba göre, insan paniğe kapıldığında savunma hareketlerini kişilerin vücu­dundan ziyade kafasına yönetmektedir. Çoğu kişi kafaya yönelen dar­belerin içgüdüsel olduğuna inanır ve görevliler ne zaman stres altında kalsalar, içgüdüleri bütün öğrendiklerine baskın gelir.

Otoritelerin inancına göre, kafaya indirilmiş uygunsuz darbelerin sebebi öncelikle eğitimdeki güvenin eksikliğindendir. Bununla teknik eğitimin etkisiz olduğunu söylemek yanlış olur. Eksik olan eğitim metotlarındaki güven eksikliğidir. Bu şartlar altında görevlilerin teknikle­ri kullanmaya kalkışılması ya deneyimsizlikten veya güven eksikliğin­dendir.

 

            B- Göz Yaşartıcı Gazların Sınıflandırılması

            a – Kimyasal Maddeler

 

Katı, Sıvı, Gaz veya Aerosol halde bulunabilen, Kimyasal özellikleri sayesinde insan, hayvan, bitki ve metallere karşı öldürücü, yaralayıcı ve aşındırıcı etkiler gösteren, sis ve alevde meydana getirebilen maddelere kimyasal savaş maddesi denir.

 

Tanımlar

 

Aerosol : Buharlaşmayan fakat uzun süre havayı kaplayacak şekilde küçük zerreciklere ayrılan katı veya sıvı bir maddeden ibarettir.

 

Yoğunluk: Kimyasal maddenin belirli hacimdeki hava içerisindeki miktarıdır. 1 m3 hava içerisindeki kimyasal maddenin miligram olarak ifadesidir ve kısaltılmış olarak m3/ miligram şeklinde formüle edilir.

 

Doz: Vücut tarafından alınan veya emilen madde miktarı olup, kimyasal doz miligram olarak ölçülür.

 

Dozaj : Canlıların bir süre, içinde kaldıkları belli hacimdeki bir havada bulunan kimyasal maddenin ölçüsüdür.

 

Öldürücü Dozaj: Kişiyi öldürebilecek en az yoğunluk ve maruz kalma süresinin çarpımı ile elde edilen değerdir.

 

 

 

b – Göz Yaşartıcı Kimyasal Maddeler

 

Göz yaşartıcı maddeler; kanuna aykırı her türlü toplantı, gösteri yürüyüş, miting ve benzer eylem ile isyanlarda toplulukları dağılmaya zorlamak veya belirlenen istikametlere yönlendirmek, özel maharet gerektiren operasyonlar ile göz altına alma veya görevin icrası sırasında karşılaşılan saldırıları etkisiz hale getirmek ve bire bir mücadelelerde direnişleri kırmak amacıyla kullanılır.

 

1- CS  ( Ortho-chlorbenzalmalononitrle ) C1C6H4CHC(CN)2

CS, göz yaşartıcı maddeler içerisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. 1928 yılında B.B. Carson ve R.W. Stoughton adlı iki kimyager tarafından geliştirilmiş ve baş harfleri olan CS olarak adlandırılmıştır.

İlk olarak 1957-1958 yıllarında İngilizler tarafından Kıbrıs’ta kullanılmıştır. CN maddesinden daha güvenli ve etkili olduğu için 1960’ların ortasından itibaren polis teşkilatlarınca kullanılmaya başlanmıştır.

Görünümü beyaz, kristal pudra şeklindedir. Tüm etkisi  20-60 saniye arasında ortaya çıkar ve 10-30 dakika içerisinde kaybolur.

Ağırlıklı olarak el bombaları ve 37/38 mm fişeklerde kullanılmaktadır.

 

CS Maddesinin Etkileri

 

Aşırır derecede gözyaşı ifrazı ve yanma

Göz kapaklarını istemsiz olarak kapama ve gözyaşına bağlı olarak görememe

Burunda yanma ve akıntı

Aşırı tükürük ve salya ifrazı

Nefes darlığı, bronşlarda yanma

Sürekli öksürme ve aksırma ihtiyacı

Göğüs sıkışması, boğulma hissi ve panik

Baş dönmesi ve sersemleme

Geçici olarak koordinasyon bozukluğu

Deride yanma ve batma hissi (özellikle nemli bölgelerde)

Miğde bulanması ve kusma

Fotofobi (parlak ışıklara karşı aşırı duyarlılık)

 

2- OC (Oleoresin of Capsicum ) C18H27NO3

 

OC, Şili biberinin işlenmesi ile elde edilen tamamıyla doğal bir maddedir. İlk olarak M.Ö. 2000 yıllarında Çinliler tarafından kullanıldığı tahmin edilmektedir. Uzun yıllar halk arasında tedavi amaçlı kullanılmıştır. 1950’lerde gizli servislerce sorgulama işleminde,  1960’larda Amerikan Posta Servisi tarafından köpeklere karşı kullanılmıştır.  Polis teşkilatları ise kullanmaya 1970’lerde başladıysa da ancak 1980’lerin sonunda yaygınlaşmıştır. OC spreylerinin içerisinde sadece kendisini solüsyon içinde tutan diğer kimyasallar ve çözeltiyi boşaltmak için kullanılan sevk maddesi vardır. Halk arasında biber gazı da denilen OC en çok tercih edilen göz yaşartıcı maddedir. Çünkü CN ve CS maddelerinden daha kullanışlı ve daha az yan etkilere sahiptir. Etkisini 3-15 saniye arasında gösterir ve 20-30 dakika içerisinde kaybolur. Temizlenmesi son derece kolaydır. Özündeki biberden dolayı temas ettiği yerde çok fazla yanmaya sebep olur.

 

OC Maddesinin Etkileri

 

Gözde yanma ve kanlanma

Mukozalarda şişme

Burunda yanma ve batma hissi

Üst solunum yolları zarlarında şişme

Teneffüs edilmişse diyaframda kasılma

Baş dönmesi ve sersemleme

Deride temas ettiği bölgelerde yanma ve batma hissi, güneş yanığı benzeri kızarıklıklar

Mide bulanması ve kusma

Foto fobi (parlak ışıklara karşı aşırı duyarlılık)

 

 

3- Diğerleri

 

  1. CN (Kloroasetofenon) : Katı, sarımtırak renkte, 54 0C ‘de eriyen bir maddedir. Anında tesir eder. CN gözleri ve üst solunum yollarını hemen tahriş eder. Yüksek konsantrasyonları bol miktarda göz yaşına, tahrişe, yanmaya, boğaz ve burun ağrısına, cildin duyarlı bölgelerinde bilhassa terlemeye ıslak olan bölgelerde kaşıntıya sebep olur. Etkileri güneş yanığına benzerdir. Etkisi yarım saat ile birkaç saat arasındadır. Bazı kişilerde mide bulantısı yapabilir. Baygın elma çiçeği gibi kokar.

 

  1. CNC (Klorasetefenonklorform) : Klaraformun içinde kloroasetofenon çözeltisidir. Kokusu kloroform gibidir. Kısa etkilidir. Gözleri yaşartır, solunum yollarını tahriş eder.

 

  1. CNS (Klorpikrin karışımı) : Kloroosetofenon, kloropikrin ve kloroform karışımıdır. Sinek kağıdı gibi kokar. Etkileri çok çabuk olup, boğucu gazların etkilerine benzer. Etkileri bilhassa akciğerde haftalarca sürebilir. Tahriş edicidir. Toksik değildir. Göz yaşı getirir solunum yollarını tahriş eder.

 

  1. CNB : Kimyasal ismi yoktur. Klorosefenonun benzin ve karbontetrakklorürdeki çözeltisidir. Benzin gibi kokar. Etkileri kısa ve anidir. CN’ ye benzer. Eğitim maksatlı kullanılır. Gözleri yaşartır, tahriş edicidir.

 

  1. BBC (Brom Benzil Siyanür) : Kurşun hariç maddelere aşındırıcı etkilidir. Demire reaksiyonunda patlayabilir. Biberimsi kokusu vardır. Ani etkili olup, baş ağrısı yapar ve solunum yollarını tahriş eder. Bolca kullanıldığında normal hava şartlarında 1-2 gün kalıcıdır. Eskimiş meyve gibi kokar.

 

  1. CR (Dibenzonksazepin) : CR, 1974 yılından beri kullanılmakta olup, CS’ ye göre daha tahriş edici özellikleri bulunur. CS’ ye göre yaklaşık 5 kez daha etkilidir. CR’ ye maruz kalan personelin deri, göz ve burnunda süratle ve ciddi olarak acı duyulmasına neden olur. Gözlerde ağrı,rahatsızlık ve aşırı yanmanın yanı sıra bazen ışığa karşı duyarlılık ve geçici körlük de görülebilir. Ayrıca burunda tahriş olma, öksürme hapşırma ve burun akması görülür.

 

           

C- Göz Yaşartıcı Gazların Etkileri

Fizyolojik Etkiler

 

Göz yaşartıcı maddelere maruz kalındığında aşağıdaki belirtiler geçici bir süre ile meydana gelir.

  • Aktif maddesi gereği göz yaşartır, göz bebeklerini etkiler. Kişi göz kapaklarını refleks olarak kasar ve etkisiz hale gelerek pasif duruma düşer.
  • Göz, burun, boğaz ve cilt üzerinde yanma etkisi oluşturur. Vücut ısısı ve nemi ile madde yayılma etkisi gösterebilir.
  • Öksürük ve mide bulantısı yapar. Fazla gaza maruz kalındığında kusma meydana gelebilir.
  • Sinüsleri etkiler. Ağız ve burun salgıları artar.
  • Çok miktarda gaza maruz kalındığında nefes darlığına sebep olabilir.
  • Cilt ve gözlerde iğne batar gibi acıma olur.
  • Gazın bütün etkisi 10-15 dakika gibi bir sürede geçer.

 

 

D- Göz yaşartıcı Gazların Kullanım Esasları

 

*          Göz yaşartıcı maddeler amacı dışında ve gerekli tedbirler (sağlık ekibi gibi) alınmadan kullanılmamalıdır.

 

*          Göz yaşartıcı gazlar kullanılmadan önce topluluğun duyabileceği şekilde göz yaşartıcı gaz kullanılacağı ve dağılmaları gerektiği yönünde ikaz edilmelidir.

 

*          Göz yaşartıcı maddeler gaz ekibinden sorumlu amirin şartları değerlendirmesi neticesinde, vereceği taktik doğrultusunda ve belirttiği dozda kullanılır.

 

*          Göz yaşartıcı maddeler yetkili kılınmış ve iyi eğitim görmüş personel tarafından kullanılmalıdır. Buna uyulmazsa göz yaşartıcı maddeler tehlikeli olabilir veya ölümle neticelenebilir.

 

*          Göz yaşartıcı maddelerin etkilerinden en iyi şekilde istifade edebilmek için rüzgarın yönü ve hızı hava sıcaklığı gibi meteorolojik faktörler göz önünde bulundurulmalıdır.

 

*          Göz yaşartıcı maddelerin dozu topluluğun veya kişinin direncine ve karşı koymasına orantılı olarak kademeli bir şekilde arttırılır.

 

Kapalı yerlerde ölümlere neden olabileceğinden, özellikle yoğunluğu yüksek malzemeler kullanılmaz. Bu gibi yerlerde fizyolojik etkileri azaltılmış ve düşük konsantrasyonlarda madde ihtiva edecek şekilde imal edilmiş olan (model 10 fişeği, sprey gibi) göz yaşartıcı maddeler kullanılır.

 

*          Kapalı yerlerde yangınlara neden olabileceğinden ateşleme sistemi ile çalışan (gaz el bombası gibi) malzemeler kesinlikle kullanılmaz.

 

*          Kapalı alanlarda veya toplumsal olaylarda gaz kullanıldığında personelin kesinlikle gaz maskesi takması gerekir.

 

*          Fişekler veya roketler insan vücuduna doğru atılmaz.

 

*          Spreyler kullanılırken bir kişiye bir sıkım olarak en az 1 m. mesafeden sıkılır.

 

*          Göz yaşartıcı maddeler direniş ve saldırısına son vermiş kişilere karşı asla kullanılmaz.

 

 

  1. Açık Alanlarda Göz Yaşartıcı Mühimmatların Kullanım Taktikleri

 

Toplumsal olaylarda kalabalığı daha küçük parçalara bölerek dağıtmak, aralarındaki etkileşimi zayıflatarak tahrikçilerin etkilerinden diğerlerini kurtarmak için göz yaşartıcı maddeler kullanılabilir. Toplumsal olaylarda göz yaşartıcı madde kullanımında beş önemli husus dikkate alınmalıdır.

Birincisi; rüzgarın olup olmadığı, varsa hangi yönden estiği tespit edilmelidir. Buna göre de grubun gazın etkisinde kalabilmesi için göz yaşartıcı gazların hangi noktalara atılacağı tespit edilerek atılmalıdır. Rüzgarın olmaması halinde ise gazın yayılması için uygun taktiklerin düşünülmesi gerekir.

İkincisi; rüzgarın ani yön değiştirmesinden veya başka zaruretlerden dolayı güvenlik güçlerinin de gazdan etkileneceği düşünülerek gaz maskesi bulundurmaları ve gerektiğinde kullanmaları gereklidir.

Üçüncüsü; gazdan etkilenen şahısların kaçış yollarının açık tutulmasıdır. Kaçış yolu açık tutulmazsa kalabalığı dağıtmak mümkün olmadığı gibi sıkıştırılan insanlar da daha fazla saldırganlaşırlar. Ayrıca kaçış yolunun iyi tayin edilmesi gereklidir. Kalabalığın tahribat yapabileceği, iş merkezlerinin ve yerleşim merkezlerinin bulunduğu bölgelere geçiş kapatılmalı, grubun zarar verme ihtimali en düşük olan ve küçük parçalara ayırma imkanı bulabilen bölgelere geçiş açık tutulmalıdır.

Dördüncüsü; kullanılacak olan mühimmatların menzilinin ne kadar olduğunun bilinmesi ve buna göre hedeflenen noktaya ulaşıp ulaşamayacağının düşünülerek, uygun mesafeden atılması gerekir. Ayrıca mühimmatın geri atılabileceği ve etki alanı da düşünülerek, toplumsal olayın durumuna uygun mühimmatların kullanılması gereklidir.

Beşincisi; kalabalığın özellikleri ve büyüklüğü dikkate alınmalıdır. Çok büyük bir topluluğun ortasına gaz mühimmatları atıldığında içeriden dışarıya doğru bir kaçış olacağı düşünüldüğünde,  bu büyük topluluğun dış kısmındakilerin gazdan etkilenmedikleri için açılmayabilecekleri ve ezilmelerin olabileceği düşünülmelidir.

 

  1. Kapalı Alanlarda Göz Yaşartıcı Mühimmatların Kullanım Taktikleri

 

  • Göz yaşartıcı mühimmatların konsantrasyonları kapalı alanlarda daha fazla olacağından dozajlarının iyi hesaplanması gerekmektedir. Aksi halde solunum yolları, kalp ve ciğer rahatsızlıkları bulunanlar ile çocuklar ve yaşlılar üzerinde öldürücü veya sakatlık verici etki oluşturabilir.
  • Ayrıca kullanılacak mühimmatın cinsi de iyi tespit edilmelidir. Kapalı alanlara yoğunluğu düşük mühimmatlar (sprey vb.) tercih edilmelidir. Yoğunluğu yüksek olan gaz el bombalarının kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Kapalı alanda göz yaşartıcı gaz kullanımında amaç, içerdeki şahısları dışarıya çıkmaya zorlamaktır.  Öncelikle içerideki şahısların kaçabileceği diğer odalara  gaz fişekleri atılmalı, daha sonra bulundukları oda gazlanmalıdır. Büyük binalarda bu işlem en üst kattan başlanarak kaçış istikametinin aşağıya doğru olması sağlanmalıdır. Ayrıca, şahısların kaçış istikametleri güvenli bir şekilde boş bırakılmalıdır.
  • Araçlarda bulunan şahısları etkisiz hale getirmek için araç camlarını delebilecek fişekler kullanılmalıdır. Aracın içine göz yaşartıcı gaz yayıldıktan sonra kapılar açılarak şahıslar gazlı ortamdan kurtarılmalıdır.

 

 

            E- Göz Yaşartıcı Gazlarda İlk Yardım

 

 

Göz yaşartıcı gaz kullanımında amaç sanıkları öldürmeden ve yaralamadan etkisiz hale getirmektir. Bundan dolayı gazdan etkilenen şahıslara ilkyardım yapmak üzere hazırlıklı olunmalıdır. Çünkü gazın etkisine maruz kalan şahıslar aciz duruma düşmektedir. Ayrıca panik yaparak çevreye zarar vermeleri de ihtimal dahilindedir.

Göz yaşartıcı gaz, sprey şeklinde kullanılmışsa vücuttaki etkisi bölgeseldir. Toz veya duman şeklinde kullanılmışsa vücudun hemen her tarafını, özellikle de açık olan bölgelerini etkisi altına alacaktır.

 

  • Gözler ovuşturulmadan açık tutulmalı, lens varsa çıkarılmalıdır ve gazlı ortam terk edilmelidir.
  • Gözler rüzgara veya varsa vantilatöre karşı açık tutulur. Bu davranış gözlerin temizlenmesini hızlandırır.
  • Burnu temizlemek için sümkürülür ve normal nefes almaya gayret edilir.
  • Bol soğuk su ile maddenin bulaştığı yerler özellikle de gözler ovuşturmadan yıkanır. Terlemeyi engellemek için fazla hareket edilmez ve mümkünse etkilenen bölge hava ile temas ettirilir.
  • Göz yaşartıcı maddenin bulaştığı giysiler çıkarılır, havalandırılır ve gerekiyorsa yıkanmalıdır.
  • Göz yaşartıcı maddelerin bulaştığı yerlere krem, merhem, yağ, losyon gibi maddeler sürülmez. Bu maddeler gaz taneciklerinin cilde yapışmasına ve etkisinin iki kat artmasına neden olurlar.
  • Asabiyet, sinir hali, yanma hissi öksürük, boğulma- nefes darlığı hissi ve panik yaratacağı için gazdan etkilenmiş kişi ile konuşularak onun rahatlaması ve sakinleşmesi sağlanır.
  • Beklenmeyen etki ve reaksiyon devamı halinde derhal hekime müracaat edilir.

 

Bu şekilde bir müdahale ile göz yaşartıcı gazın etkisi 15 dakikada kaybolacaktır.

GÖZ YAŞARTICI MADDELERİN  KAPALI ALANLARDAN TEMİZLENMESİ

Aşağıda tarif edilen genel arındırma metotlarının etkili olduğu anlaşılmıştır. Ancak belirtilen bu işlemlerin her olayda ve hiçbir risk ile karşılaşılmaksızın kesin sonuç vereceği garanti edilemez.

  • Göz Yaşartıcı maddelerin bulaşma derecesinin doğrudan doğruya, kullanılan maddenin tipine ve mühimmatın adedine bağlı olduğu unutulmamalıdır. Kapalı alan temizliği süresince maske ve eldiven kullanılmalıdır.
  • OC veya CS ihtiva eden havayı, cereyan yaptırarak boşalt. Hava koşullarının el verdiği derecede tüm kapı ve pencereleri aç. Eğer bir vantilatör yerleştirilebilirse, bu cereyanın artmasına yardım edecektir. Boşalmış gaz mühimmatları veya boş hacimler (kutu vb.) varsa derhal kaldır ve dışarıya at. Çünkü bu mühimmatlar ve boş hacimler içerisinde gaz tanecikleri tutarlar.
  • Eğer CS toz halinde kullanılmış ise, bunları temizlemek için suyla filtre edilen elektrikli süpürge kullanılmalıdır.
  • Yüzeyler, suda eritilmiş % 5 oranındaki çamaşır sodası (sodyum karbonat) eriği ile hiçbir hasara uğramadan arındırılabilir. Bu kimyasal eriyik gaz taneciklerini çözmektedir.
  • Gaza maruz kalan yiyecekler tanecikleri emeceğinden, meyve-sebze benzeri yiyecekler iyice yıkanmalı diğerlerinin ise atılması gerekmektedir. Gazlara maruz kalan ilaçların da aynı şekilde kontrol edilmesi gerekir.

 

DEPOLAMA VE İMHA

 

  • Göz yaşartıcı gaz mühimmatının ihtiyaç olduğunda herhangi bir aksaklığa meydan vermeden kullanılması için uygun şartlarda muhafaza edilmesi gerekmektedir.
  • Tüm göz yaşartıcı mühimmatlar serin ve kuru bir yerde depolanmalıdır. 21 C derece, % 50 rutubetlilik derecesinde, küçük bir havalandırma cihazının devamlı olarak çalıştırılabildiği bir odada muhafaza edilmeleri ideal sayılır.
  • Mühimmatların uygun şartlarda muhafazası kullanım sürelerini uzatmaktadır. Bu sebeple orijinal ambalajlarında ve havası alınmış poşetler içerisinde muhafaza edilmelidirler. Kullanım süresi dolmuş mühimmatların eğitim amaçlı sarf edilmesi uygundur.

 

  

  1. BÖLÜM

ŞÜPHELİLER İLE ALANDA GÖRÜŞME

İnsanlar ilk çağlardan bu yana hayatlarını güvenlik altına almak için birçok değişik metot ve uygulamalarda bulunmuşlardır. Benzer metot ve uygulamalar ilk insanların av esnasında vahşi hayvanlarla karşılaşarak onları etkisiz hale getirmesinde kullanıldığı gibi, o hayvan­ların iriliği-ufaklığı, hızlılığı-yavaşlığı ve saldırganlığı gibi özelliklerinin bilinmesi de avantaj sağlamaktadır. Bunun gibi iki ordunun da savaş ortamında ‘meydanda’ hayatta kalma mücadelesi vermesi stratejik unsurları göz önünde bulundurmasına bağlıdır. Bir güvenlik görevlisinin de şüpheli şahsı gerek ikna metotlarını kullanarak gerekse fiziksel temas teknik­lerini kullanarak etkisiz hale getirmesi onlarla karşılaştığı ortamda ve alanda o kişilerin yapısını, amacını, yapabileceği veya yapamayacağı unsurları göz önünde bulundurmasıyla mümkün olacaktır.

Güvenlik görevlileri günlük faaliyetlerinin önemli bir bölümünü; suç önleme hizmetleri, mağdurlara yardımcı olarak, suç araştırmaları yürüterek, şüphelilerle temasta.bulunarak, bilgi verenlerden bilgi toplayarak, kişiler ile temas kurarak, olay-takip raporları yazarak ve tutuklamalar yaparak geçir­mektedir. Alanda görüşme işlemi kişilerle temas kurmanın temelini oluştu­rur. Aynı zamanda bir çok can güvenliği teknik ve taktiklerinin çıka­rıldığı temel alandır.

1-GÖREVLİNİN TAVIR VE DAVRANIŞI

Bir görevlinin kendini sunma şekli onun “tavır ve davranışı”

olarak bilinir. Bir görevlinin tavrı ve davranışı görevlinin durumu kont­rol etme yeteneğini doğrudan etkiler. Bir görevlinin tavır ve davranı­şını oluşturan unsurlardan bazıları aşağıda sıralanmıştır:

-Zindelik

-Düzenlilik

-Tetikte olma

-Farkında olma

-Kontrolü almaya hazır olma

-Otoriter resmi varlığı

 

A- Yaklaşma

Görevli durumun kontrolünü başından kurmalıdır. Kişilerle görü­şürken, avantajlı pozisyonu oluşturmalı ve korumalıdır ve fiziksel bir saldırıya karşılık vermeye hazır olmalıdır.

Bir kişiye (kişilere) yaklaşma esnasında, birkaç saniyeyi bireyi (bi­reyleri) değerlendirmek için kullanmalıdır. Bunun için kendinize aşa­ğıdaki soruları sorun:

  • Bu kişiye yaklaşmak gerekli mi?
  • Mevcut bariz tehlike işaretleri var mı?

 

Arama ve Kelepçeleme Teknikleri

  • Bu kişi kimdir? Benim olduğumdan daha iri ya da kuvvetli midir? (Ona karşı kendi kuvvetli ve zayıf yanlarınızı değerlendirin.)
  • Benim için yardım mevcut mu? Bu kişi için yardım mevcut mu? (Onun yardımına gelebilecek hasım bir kalabalık var mı? Benim için yeterince destek var mı?)
  • Temas günün / gecenin hangi vaktinde vukuu buluyor? (Görevliye iş zamanlarını değiştirmekten yorgun ya da memnun mu?)
  • Temas nerede vukuu buluyor? (Sokak ortamı, aydınlatma ko­şulları, yer, vs. nedir?)
  • İyi taktik kullanıyor muyum? Taktik olarak güvenli bir yönden mi yaklaşıyorum?

-Kişiye yaklaşırken, silahlı olduğuna veya yasadışı faaliyetlere katıl­dığına inanmamıza neden olacak şüpheli bir hareket gösterip göster­mediğini görmek için vücut hareketlerini izleyin.

-Baştan aşağı kişiye ve duruşuna bir bakın. Silah taşımaya alışık ol­mayan bazı insanlar silahın hala yerinde olduğundan emin olmak için sürekli kontrol etme ihtiyacı hissedebilirler.

-Durumu idare etme yeteneğinizle ilgili herhangi bir tereddüdünüz veya kuşkunuz veya kişiyle karşı karşıya gelme ihtimali varsa, bir des­tek birimi çağırın. Bir destek biriminin çağrılması şüpheli kişiyi deza­vantajlı duruma düşürecektir ve kişinin görevliye saldırma planlarını değiştirebilir.

-Eğer kişiyle karşı karşıya gelmek istediğinize karar verirseniz, size taktik avantaj verecek yönden yaklaşın. Siz ve kişi arasında yaklaşık bir buçuk metrelik bir boşluk bırakın. Bu durum, siz ve kişi arasında bir “tepkisel bölge” oluşturacaktır.

           B-Tepki Zamanı İlkesi

 

Askeri Yakın Mesafe Dövüşü (“Close Quarter Battle”, “CQB”) kavramına dayanarak, tepki zamanı, mesafe arttıkça artar. Örneğin, kişi bir görevliye iki metreden az uzaklıktaysa, kişinin beklenmedik bir hamlesi başarılı bir saldırıyla sonuçlanabilir. Bu yüzden, kişiye asgari güvenli uzaklık, silaha bağlı olarak, en az iki metre (iki kolluk ara) ol­malıdır. Bir kişiyle görüşürken söz konusu olan iki alan vardır:

1.Tepkisel Bölge

Tepkisel bölge “tepkisel ara” da denir. Kişi ve onunla görüşen görevli arasında görevlinin kişinin bir hamlesine tepki verebilmesi için yeterli zaman veren yaklaşık 2 metrenin üzerindeki tampon bölgedir.

2.Tehlike Bölgesi

Tehlike bölgesi tepkisel bölge içinde kişinin uzanabileceği ve fizik­sel olarak dokunabileceği iki metrenin altında olan bölgedir.

Görüşme işlemi esnasında, görevlinin bir parçayı veya cismi değiş-tokuş etmek, kişiyi gözaltına almak veya tepkisel arayı yeniden kur­mak üzere bölgeden çıkmak amacıyla tehlike bölgesine girmesi gere­kebilir.

 

  • DURUŞ

 

Bir görevlinin kişiyle bağlantılı olarak durma şekline duruş denir. Uygun duruş şekli şunlardır:

  • Alanda Görüşme Duruşu
  • Hazır Duruş
  • Savunmaya Hazır Duruş

l-Alanda Görüşme Duruşu

Alanda görüşme duruşu çoğu kişiyle temasın yapıldığı temel duruş­tur. Bu hem vatandaşlarla hem de şüphelilerle temasınızda çalışacağı­nız pozisyondur. Alanda görüşme duruşu birçok unsurdan oluşur. Bu

unsurlar bir araya geldiğinde, yapılacak daha güvenli, daha tetikte ve işlevsel bir pozisyonunuz olacaktır.

  • Ayaklar omuz genişliğinde açık.
  • Silah arkaya doğru kenarda.
  • Bacaklar düz ve dizler hafif bükülü.
  • Eller herhangi bir engelden serbest,
    cepte değil.
ŞEKlL-1
  • Gözler tetikte ve kişiyi ve yakın alanı ta­rıyor.
  • Silah ve teçhizat emniyette ve kılıfta.
  • Zihinsel olarak tetikte ve hazırsınız.

 

 

 

2-Hazır Duruşu

Hazır duruşu, genelde fevri bir kişiyi sakinleştirme denemesinde vücut dilini içeren, değiştirilmiş bir alanda görüşme duruşudur.

 
  • Ayaklar omuz genişliğinde açık.
  • Silah arkaya doğru kenarda.
  • Bacaklar düz ve dizler hafif bükülü.
  • Eller herhangi bir engelden serbest ve
    yukarı kaldırılmış, avuçlar hedefe bakıyor,
    eller açık.
  • Silah ve teçhizat emniyette ve kılıfta.
    •Zihinsel olarak tetikte ve hazırsınız.

ŞEKİL-2

 

3.Savunmaya Hazır Duruş

Savunmaya hazır duruş bir görevlinin şiddet içeren ya da potansi­yel olarak şiddet içeren bir durumda aldığı bir savunma duruşudur. Düzgün bir savunmaya hazır duruş görevliye hem tepki zamanını,

330    Suç Önleme Hizmetleri hem taktik avantajını, hem de tehdit edici bir duruma yönelik bir sa­vunma ve saldırı karşılığını verir.

  • Gerilmiş vücutla, silah bulunan ayak arkada boksör duruşunu alın.
  • Kollar yanda dirsekten kırık.
  • Eller açık hedefi gösterecek.
  • Gözler tetikte ve hedefi saldırgan davranışa karşı tarıyor.
  • Silah çekilmesi gerekiyorsa, silahınızı emniyette ve tabancanız kı­lıfta olmalı.

 

 

 

  1. BÖLÜM

             GÖRECELİ POZİSYON ALMA

 

A- Reaksiyon Boşluğu

Şüpheli ile kendiniz arasına belirli bir mesafe koyma size karşılık vermek için zaman kazandıracaktır. Bu mesafe silahsız yaklaşımlarda 2-3 metre, silahlı yaklaşımlarda 4-5 metredir. Reaksiyon boşluğunu muhafaza etmeniz mümkün değilse karşınızdaki kişiye göre pozisyo­nunuzu değiştirmek size mücadeleye hazırlanmada yardımcı olur.

Kişiye yaklaşıp uygun bir tepkisel arada durduğunuzda, kişi etrafın­da hem avantajları hem de dezavantajları olan birçok konum olacak­tır. Hedef kişiyle etrafımızdaki bu konumlar göreceli pozisyon ola­rak bilinir. Bu pozisyonlar şunlardır:

 

  • Pozisyon l
  • Pozisyon 2
  • Pozisyon 2-1/2
  • Pozisyon 3
  • içerideki Pozisyon

Bu pozisyonlar aşağıda gösterilmektedir:             

 

B- Şüpheliye Yaklaşım Yönleri:

POZİSYON AVANTAJ DEZAVANTAJ
İÇERİSİ -Çoğu insan için tabii ileti­şim pozisyonu -Tehlikeli ve istenmeyen bir yakla­şımdır. Kişinin el ve ayaklarının tehlikesinin yanı sıra silahı olabilir-En arzulanmayan durum
(1) 45 önden yaklaşma İletişim ve mü­dahale kolay Kişinin iki atış sitemi (el-ayak) mevcut
(2) Yanlardan yaklaşma iletişim ve mü­dahale kolay -Kişi size dönecek. -Kişinin bir atış sitemi mevcut
d/2) 45 arkadan yaklaşma iletişim ve mü­dahale kolay Kişi size dönecek. -Kişi için orta stres
(3) Arkadan yaklaşım Atış sistemi yok -Kişi için yük­sek stres -Kişi size dönecek

Sekiz yönlü yaklaşım prensibi sa­vunma sanatlarından yararlanılarak hazırlanmıştır.

Bunlar;


C-Hareket

Bir kişiyle bir görüşmede, bir tutuklama yapmak veya saldırı çizgi­sinden çekilmek için tepkisel araya girmeniz veya tepkisel arayı bırak­manız gerekebilir, ileri, geri ve yana hareket “karşı hareketler” denen tekniklerle sağlanır. Karşı hareketler görevliye kişinin hare­ket/duruşuyla ilişkili olarak taktik avantaj veren hem saldırı hem de savunmaya yönelik hareketlerdir.

Biz aşağıdaki beş karşı-hareket üzerinde yoğunlaşacağız:

  • Sol İçeri

Sola, saldırı çizgisinin dışına adım atın, sonra içeriye kişiye doğru ellerinizi belinizin yukarısında tutun.

  • Sağ İçeri

Sağa, saldırı çizgisinin dışına adım atın, sonra içeriye kişiye doğru ellerinizi belinizin yukarısında tutun.

  • Sol

Sola, saldırı çizgisinin dışına adım atın. Ellerinizi belinizin yukarı­sında tutun.

  • Sağ

Sağa, saldırı çizgisinin dışına adım atın. Ellerinizi belinizin yukarı­sında tutun.

  • Geri

Tepkisel arayı arttırarak, geriye adım atın. Ellerinizi belinizin yuka­rısında tutun.

 

  1. BÖLÜM

COPUN TANIMI VE KULLANMA TEKNİKLERİ

A- Copun Tanımı

 

Bir çok gösteri, ayaklanma veya kalabalık protestolarında kullanı­lan en uygun savunma, püskürtme ve dağıtma silahıdır.

Copu Çekmenin Opsiyonları

Bir copu çekmenin çeşitli opsiyonları vardır:

  • Copu çekmek ve güç gösterisi olarak hedefe doğru uzatmak.
  • Copu elde kapalı olarak tutmak, ihtiyaç görüldüğünde copu güç
    gösterisi olarak uzatmak.
  • Copu uzatıp hedefe vurmak.

Vuruşlarda Hedef Seçimi

Atak noktaları siyatik sinirlerin olduğu yerlerdir. Bacağın arkasın­daki siyatik sinirin 10 cm dizin üstü ve bacağın önündeki dizin çevre­sindeki oynak yerler hedef olarak seçilebilir. Kaval kemiğinin saldırı noktası bacağın arkasındaki kasın tam üzeridir. Etkili bir silahla saldı­rı olduğunda her ikisinde de aynı sonucu doğurur. Bunlar ;

.Zihinsel bir sersemlik yaratan zihinsel acı

.Tüm motor sinirlerinin veya bacak kasında düzenli geçici felçler (birkaç dakika)

.Etkilenen bacağın refleksi

.Çoğu zaman sempatik refleksler, zarar görmeyen bacağın bükül­mesi

Eğer saldırı yumrukla veya aletle görevliye karşı yapılıyorsa, bu tür durumlar için ön koldaki motor noktaları önkol kemiğine ait orta si­nirler saldırıları bloke etmek için kullanılabilir. Ön kol kemiği sinirine yapılan atak noktası, ön kolun üst ve iç tarafı olmak üzere iki tarafta bulunur. Takriben bu sinir noktaları dirseğin 6-8 cm. üstündedir. Her iki sinire yapılan atak saldırganın atağı sürdürmesini önlemek için yeterli olacaktır. Bu durum ön kolun geçici bir motor sarsıntısı (kolda hissizlik oluşmasına neden olur.)

Görevlilere yönelik bu motor noktalara uygulama yapmaları için düzenli yöntemler öğreten pratik metotlar geliştirilmiştir. Pratikte eğit­men kol ve bacaklardaki baskı noktalarına birer bant yerleştirir. Sopa­ları kullanan görevliler işaretli yerlere vururlar. Kısa bir zamanda gö­revliler bir saldırı söz konusu olduğunda doğru yerlere uygulama yap­makta olduğu gözlenmiştir. Her ne kadar vuruşlar tam olarak sinir bölgelerine yapılmasa da her bir sinir noktası takriben 10-12 cm._ du­yarlı bir alana sahip olduğundan etki alanı yeterince geniştir.

Öğrenme konularına ek olarak, görevlilere verilen bu eğitimler sa­yesinde sopa ile çalışmalardan daha az korku hissedeceklerdir. Dene­yimler görevlilere teknik performansta ve kabiliyetinde güven vermek­tedir. Yukarıdaki prensiplerin hepsi hem düz hem de yandan tutuşlu coplarda kullanılabilecek bir çalışmadır.

 

B- Duruş

Şüpheli İle Alanda Görüşme Duruşu:

Alan görüşme vaziyetinde, cop arkada ve güçlü bacağa paralel olarak tutulur.

 

 

ŞEKlL-1

ŞEKİL-2

 

ŞEKlL-3

 

 

Hazır Vaziyeti: Hazır vaziyetinde, görevli memur copu, gerektiği zaman vuracak şekilde tutar. Doğru pozisyon­lardan birincisi “öne yüklü pozisyondur”. Öne yüklü pozisyona geçmek için silah bulunan ayak geriye alınır. Öne bir miktar ağırlık verilerek dengede durulur.

C-Vuruş ve Blok Teknikleri

 

Öne Doğru Akıcı Şok Vuruşu ve Öne Blok Tekniği (For-ward Fluid Shockwave Strike and Forward Block)

Bu vuruş güçlü taraf pozisyonunda uygulanır. Copun hareket doğ­rultusu yere paraleldir. Görevli memur avucu yukarıya gelecek şekilde vurup çeker. Azami kuvveti sağlamak için kalça dönüşünü uygular. Vuruş sırasında görevli memur yüksekte kalmaya devam eder ve vu­ruştan sonra, güçlü taraf pozisyonuna geri döner.

 

 

Öne Doğru Blok Tekniği aynı yönde görevlinin vücuduna paralel, öne doğru bir süpürme hareketiyle uygulanır.

Öne Doğru Kesiş Vuruşu ve Blok Tekniği (Fonvard Cutting Strike ve Down Block)

Öne Doğru Kesiş Vuruşu güçlü taraf pozisyonundan başlatılacak­tır. Vuruş, görevlinin güçlü tarafından zayıf tarafına yönelirken yer alır .Copun hareket doğrultusu yere paraleldir. Görevli memur avucu yu­karıya gelecek şekilde vurur ve kalça dönüşe hız verir. Vuruş sırasın­da görevli memur yüksekte kalmaya devam eder ve vuruştan sonra güçlü taraf pozisyonuna geri dönerken el arkasıyla kesiş vuruşunu ya­par ve hazır pozisyonunu alır. Aşağı Blok Tekniği, aşağı kesiş vuru­şuyla aynı şekilde görevli memurun vücuduna paralel, yere doğru bir yelpaze hareketiyle gerçekleştirilir.

 

 

El Arkasıyla Kesiş Vuruşu ve Blok Tekniği (Backhand Cut­ting Strike and Backhand Block)

El Arkasıyla Kesiş Vuruşu, cop zayıf kolun altında, yüklü pozisyon­dan yapılır. Copun hareket doğrultusu yere paraleldir. Görevli memur avucu yukarıya gelecek şekilde vurur ve kalça dönüşüne hız verir. Vuruş sırasında görevli memur yüksekte kalmaya devam eder ve vuruş­tan sonra güçlü taraf pozisyonuna geri döner.

 

ŞEKlL-9

ŞEKlL-10

 

D- Düz Sabit Copun Kullanılması

Genelde iki türlü cop kullanılmaktadır. Eğer düz veya uzatılabilen cop kullanıyorsanız vuruşları her ikisinde de aynı şekilde kullanılmak­tadır..

Öncelikle uzatılabilen cop kullanılması tavsiye edilebilir. Gerekti­ğinde açılarak düz cop olarak uygulanabilir.

Düz copun kullanılabilme alanı çok geniş olup, birçok savaş sana­tı sistemlerinde kullanılmaktadır.

Düz cop genelde toplumsal olaylarda kalabalık kitlelere karşı kul­lanılan bir etkin kullanımı olan bir alettir.

Düz copun taşınması zordur. Ama uzayabilen copun taşınması pratik ve kolaydır.

E-Uzayabilen Copun Kullanılması

 

 

 

1.Kapalı (açılmamış cop) Copla Ko­nuşma Durumu

Kapalı copu silah tuttuğunuz elinizle tutunuz.

Cop bel hizasında rahat bir vaziyette durarak mülakat (konuşma) pozisyonuna geçin.

 

ŞEKlL-11

 

 

2.Kapalı Copla Hazır Durumu

Kapalı copu silah tutan elinizle tutunuz. Hazır duruş pozisyonunda durunuz.

Kapalı copu bacağınızın uyluğu arka­sında tutunuz.

 

ŞEKlL-12

3.Kapalı Copla Vuruş Durumu

Kapalı copu silah tuttuğunuz elinizle baş parmağınız copun üst ucunda olacak şekilde tutunuz.

Yüksek koruma durumunda durunuz.

Copu tuttuğunuz eli omsuzunuzun üstüne koyun. Copun dip kısmı hedefe doğru ve copun ucu omuzun az altında olmalıdır. Uygun sözlü emirler veriniz.

 

 

 

 

 

ŞEKlL-13

  1. Kapalı Durumda Ters Vuruş

Kapalı copla vuruş durumunda iken silahınızın bulunduğu tarafa , geriye doğru bir adım atınız

Copun alt ucunu hedefin (Saldırga­nın) kol sinirlerinin bağlantı noktasına hızla vurunuz. Reaksiyon kolunuz olan di­ğer kolunuz başınızı korumak için yukarı­da hedefe yönelik olmalıdır.

  1. Kapalı Durumda Düz Vuruş

ŞEKlL-14

ŞEKlL-15

 

Copla vuruş durumunda iken copu silah bulunan tarafınızın biraz üstüne indiriniz. Baş parmağınızı üst ucundan çekiniz.

Silah bulunan tarafınıza doğru bir adım geriye atınız. Kalçanızı çe­virerek güç alın ve hedefin kemer tokası alanına vurunuz.

Baş parmağınız copun üst ucunda olacak şekilde kapalı copla vu­ruş durumuna geri dönünüz.

  1. Kapalı Durumda Diğer Bir Düz Vuruş Varyasyonu

 

 

 

ŞEKlL-16

ŞEKlL-17

 

ŞEKlL-18

 

Düz yumruk şeklinde kullanılmasıdır. Copu yere dik bir vaziyette tutarak kalça­nızın bulunduğu tarafa, silahınızın biraz üstüne getiriniz.

Kalçanızı döndürerek yumruğunuzu hedefin pelvis boşluğuna hızla vurunuz.

 

ŞEKlL-19

F- Düz Cop Tekniklerinin Kullanılması

Düz Copla Hazır ve Vuruş Durumları

Cop çekildiğinde hazır duruşa geçmek için Hazır Duruş Pozisyonu alınız. Copu silah çektiğiniz bacağın arkasında tutunuz. Vuruşa geç­mek için önce yüksek koruma durumuna geçiniz ve copu omzunuza yaslayınız.

l .Düz Copla Hazır Durumu

Copu silahı kavradığınız elle tutunuz.

 

 

 

ŞEKlL-20

Hazır duruş pozisyonuna geçiniz.

Reaksiyon elinizi hedefe bakacak şekilde açık olarak kaldırınız. Copu geriye aldığınız bacağınız istikametinde yere doğru tutunuz. Uygun sözlü emirler veriniz.

  1. Düz Copla Savunma Duruşu

Silahın yan tarafı arkada, ayaklar omuz mesafesinde açılmış, diz bükülü, za­yıf el yukarıda zanlıya doğru tutulur.. Sıra­sıyla;

Copu güçlü olan elinizle (Silah tuttu­ğunuz elle) tutun.

Yüksek koruma durumuna geçin.

Copun dip kısmı hedefe doğru ve co­pun ucu omuzun arkasında olmalıdır.

Uygun sözlü emirler veriniz.

ŞEKlL-21
  1. Düz Copla Kola Vuruşlar

Düz copla vuruş durumuna geçiniz Uygun sözlü emirler veriniz.

 

 

 

ŞEKlL-22                                                ŞEKlL-23

Ön kolun dışındaki etli kısma, dirseğin hemen altından veya ön ko­lun içindeki etli kısmın ortasına 45 derecelik bir açı ile vurunuz.

Düz copla tekrar vuruş pozisyonuna geçiniz ve mesafenizi koruyunuz.

4.Düz Copla Bacağa Vuruşlar

Kalçanızı çevirerek hız kazanın ve hedefin orta fibula sinirine (di­zin 10-15 cm. üzerine) copla vurunuz.

Tekrar düz copla vuruş durumuna geçiniz. Silah bulunan tarafınıza doğru bir adım atınız. Hedefin yaklaşık baldır kasının ortasına vurunuz. Düz copla vuruş durumuna dönünüz.

 

 

 

 

 

 

 

ŞEKlL-24

ŞEKlL-25

 

6-Düz Copla Dürtü Vuruşu

Vuruş durumunda iken copu silah bulunan kalçanızın yanına indi­rerek bir adım geri atınız.

Reaksiyon elinizi copun ucuna yakın (10-15 cm) tutunuz. Vücudu­nuzu yere yakın dengeli bir şekilde tutun ve copu hedefin kemer böl­gesine doğru iterek vurun.

Vuruş durumuna tekrar geri dönün.

 

 

ŞEKlL-26

 

7.Düz Copla Ters Vuruş

ŞEKlL-27

 

Yapılan vuruştan sonra cop reaksiyon elinizin bulunduğu tarafa geçecektir.

 

,

 

 

 

 

ŞEKlL-28

ŞEKlL-29

 

Copu mümkün olduğunca güçlü tarafınıza getirmelisiniz. Bunu uygu­larken ters vuruş yaparak yukarıdaki vuruş şekilleri aynen uygulanabilir.

Vuruş durumuna geri dönünüz.

8.Doğru Takip Prosedürleri

Copunuzu emniyetli bir şekilde alın,

Derhal kontrol tekniklerini uygulayın ve zanlıyı zararsız hale getirin,

Zanlıyı kelepçeleyin ve güvenlik altına alın,

Silah araması yapın,

Gerekli tıbbi müdahaleyi temin edin.

G-  Copu Alıkoyma Teknikleri

 

Bir çatışma sırasında, zanlı görevli memurunun copunu zorla ele geçirerek ona karşı kullanmaya yeltenebilir.

Zanlı copu kılıfında iken kavrarsa:

Zayıf elinizle copun tutacak yerini yakalayıp, copu emniyete alın. Bundan sonra, gerekli aktif karşı tedbir teknikleriyle devam edin.

Zanlı copu tek veya çift eliyle kavrarsa:

.Zayıf elinizle copun ucunu, zayıf elinizle aşağıya, zayıf tarafa doğ­ru çekin.

.Copu ters “J” hareketiyle, zayıf ele yakın ucu kalkacak ve güçlü taraf alçalınca zanlının bileğini ve kolunu içe doğru itecek şekilde dön­dürün.

.Cop dikey pozisyona gelirken ve zanlının eli çözülürken, kuvvetli tarafı aşağıya doğru çekip, copun ucunu önce yukarıya, sonra da aşa­ğıya doğru itin.

Takip yöntemlerini uygulamak için hazır vaziyetine geçin.

 

ŞEKlL-30                                                                         ŞEKlL-31

 

Zanlı copun kontrolünü ele geçirirse:

Derhal bırakın,

Müdahale etmeyin,

Yüksek sesle sözlü emirler verin ve yardım çağırın.

 

  1. BÖLÜM

TOPLU DÜZENLER

 

            A- Hat Düzeni

           

  1. Grubun Hat Düzeni

 

Amaç

1- Yol veya belirli bir alan kapaması yapmak

2- Bir bina veya şahsı korumak

3- Topluluk veya kalabalığı geriye itmek, belirli bir bölgeden çıkarmak

4- İki grubu birbirinden ayırmak

5- Her yönden gelebilecek tehditlere karşı tedbir almak

 

Komut

“….. Grup Cephe ….. Hat Düzeni Al Marş veya Marş Marş”

 

Uygulama

  1. ve 3. Ekiplerin 2 numaralı personeli komutta belirtilen cepheyi esas alacak şekilde birleşerek yerlerini alırlar. 2. Ekip sağa, 3. Ekip sola hat düzeni alırlar. 2. ve 3. Ekiplerin çıkışlarından ortalama 1-2 saniye gecikmeli olarak 1. Ekip 2. Ekibi, 4. Ekip ise 3. Ekibi takip ederek hat düzenini oluştururlar. Ekip Amirleri ekiplerinin orta noktasında, bir adım geride yerlerini alırlar. Personel arasındaki mesafe aksi bir talimat verilinceye kadar bir adımdır. Çözülme her ekipte de son personel üzerinden ve aynı anda başlayarak gerçekleşir.

 

 

 

 

  1. Grubun Yakın Destekli Hat Düzeni

Amaç

1- Yol veya belirli bir alan kapaması yapmak

2- Bir bina veya şahsı korumak

3- Topluluk veya kalabalığı geriye itmek, belirli bir bölgeden çıkarmak

4- İki grubu birbirinden ayırmak

5- Her yönden gelebilecek tehditlere karşı tedbir almak

 

Komut

“….. Grup Cephe ….. Yakın Destekli Hat Düzeni Al Marş veya Marş Marş”

 

Uygulama

  1. ve 4. Ekiplerin 2 numaralı personeli komutta belirtilen cepheyi esas alacak şekilde birleşerek yerlerini alır ve 1. Ekip sağa, 4. Ekip sola hat düzeni oluştururlar. 2. ve 3. Ekipler buna müteakip ortalama 1-2 saniye gecikmeli olarak 1. ve 4. Ekiplerin arkasında ortada birleşerek ikinci bir hat düzeni oluştururlar. 1. ve 4. Ekiplerin Amirleri 9 numaralı personelin, 2. ve 3. Ekiplerin Amirleri ise 3 numaralı personelin hizasında en arka hatta yerlerini alırlar. Personel arasındaki mesafe aksi bir talimat verilinceye kadar bir adımdır. Bu düzende 1. ve 4. Ekipler “Zincir Düzeni” veya kalkanla “Barikat Düzeni” aldığında 2. ve 3. Ekiplerin personeli önündeki personelin omzuna iki eliyle destek olur. Çözülme her ekibin son personelinden  aynı anda başlar.

 

 

            A- Kama Düzeni

 

 

a.Grubun Kama Düzeni

 

Amaç

1- Topluluk veya kalabalığı bölmek ve yanlara doğru dağıtmak

2- Topluluk veya kalabalık içindeki lider suçluları yakalayıp tahliye etmek

3- Topluluk veya kalabalık içerisinde  yolu açmak

 

Komut

“….. Grup Cephe ….. Kama Düzeni Al Marş veya Marş Marş”

 

Uygulama

  1. ve 4. Ekiplerin 2 numaralı personeli komutta belirtilen cepheyi esas alacak şekilde birleşerek yerlerini alırlar. 1. Ekip sağa, 4. Ekip sola kademeli hat düzeni alırlar. 2. Ekip 1.Ekibin, 3. Ekip 4. Ekibin arkasından kademeye devam ederek kama düzenini oluştururlar. Ekip Amirleri ekiplerinin ortasında ve kamanın içerisinde yerlerini alırlar. Kamayı ilerletmek gerektiğinde komutla birlikte ekipler kamanın merkezine doğru sıklaşarak zincir düzeni alırlar. 1. ve 2. Ekiplerin personelinin sol, 4. ve 3. Ekiplerin personelinin sağ ayağı önde bulunur ve ilerleme sürekli kademe yönünde yapılarak kama düzenini bozulması engellenir. Çözülme tüm ekiplerde son personelin bulunduğu istikametten ve aynı anda başlayarak gerçekleşir.

 

  

  1. Grubun Yakın Destekli Kama Düzeni

Amaç

1- Topluluk veya kalabalığı bölmek ve yanlara doğru dağıtmak

2- Topluluk veya kalabalık içindeki lider suçluları yakalayıp tahliye etmek

3- Topluluk veya kalabalık içerisinde  yolu açmak

 

Komut

“….. Grup Cephe ….. Yakın Destekli Kama Düzeni Al Marş veya Marş Marş”

 

Uygulama

  1. ve 4. Ekiplerin 2 numaralı personeli komutta belirtilen cepheyi esas alacak şekilde birleşerek yerlerini alırlar. 1. Ekip sağa, 4. Ekip sola kademeli hat düzeni alarak kama düzenini oluştururlar. 2. ve 3. Ekiplerin 2 numaralı personeli oluşan kamanın içinde orta noktada birleşirler ve 2. Ekip sağa, 3. Ekip sola kademeli hat düzeni alarak ikinci kamayı oluştururlar. Ekip Amirleri

 

 

ekiplerinin ortasında ve kamanın içerisinde yerlerini alırlar. Kamayı ilerletmek gerektiğinde komutla birlikte ekipler kamanın merkezine doğru sıklaşırken 1. ve 4. Ekipler zincir düzeni, 2. ve 3. Ekipler ise yakın destek pozisyonu alırlar. 1. ve 2. Ekiplerin personelinin sol, 4. ve 3. Ekiplerin personelinin sağ ayağı önde bulunur ve ilerleme sürekli kademe yönünde yapılarak kama düzeninin bozulması engellenir. Çözülme her ekibin son personelinden  aynı anda başlar.

 

 

C- Çember Düzeni

 

a.Grubun Çember Düzeni

 

Amaç

Gözaltına alınacak bir topluluğu çevirmek

 

Komut

“….. Grup Cephe ….. Çember  Düzeni Al Marş veya Marş Marş”

 

 

Uygulama

  1. ve 4. Ekiplerin 2 numaralı personeli komutta belirtilen cepheyi esas alacak şekilde birleşerek yerlerini alırlar. 1. Ekip sağa, 4. Ekip sola aşağıya doğru, personelin cephesi çemberin içerisi olacak şekilde birleşerek çemberin yarım dairesinin oluştururlar. 2. Ekip 1. Ekibin, 3. Ekip de 4. Ekibin arkasından devam ederek çemberin diğer yarısının oluştururlar. Ekip amirleri ortada bulunan 6. personelin arkasında yerlerini alırlar. Çözülme her ekibin son personelinden, önce 2. ve 3. ekipler, sonra 1. ve 4. ekipler olacak şekilde gerçekleşir.

 

 

  1. Grubun Genel Destekli Çember Düzeni

 

Amaç

Gözaltına alınacak bir topluluğu çevirmek

 

Komut

“….. Grup Cephe ….. Genel Destekli Çember Düzeni Al Marş veya Marş Marş”

 

Uygulama

  1. ve 4. Ekiplerin 2 numaralı personeli komutta belirtilen cepheyi esas alacak şekilde birleşerek yerlerini alırlar. 1. Ekip çemberin sağ yarısını, 4. Ekip de sol yarısını oluştururlar. 2. ve 3. Ekipler buna müteakip hat düzeninin 3 adım gerisinde Genel Bekleme Düzeni alarak olası bir duruma karşı hazır bekler. Ekip amirleri ortada bulunana 6. personelin yanında yerlerini alırlar. Çözülme her ekibin son personelinden aynı anda başlar.

 

  1. BÖLÜM

KORUMA DÜZENLERİ

 

 

A- Hakem Koruma :

 

Müsabakada görevli hakemin soyunma odalarından saha içine gidiş ve dönüşüne kadar gelebilecek muhtemel saldırılara karşı korunmasını ifade eder. En az iki veya müsabakanın durumuna göre daha fazla sayıda görevlinin kalkanlarıyla birlikte hakemin saha içine veya hakem odasına girinceye kadar korunmasıdır.

 

B- Araç Koruma:

 

Güvenlik güçlerinin görev yaptıkları araçlarının dışarıdan gelebilecek her türlü saldırı karşısında gerekli güvenlik tedbirlerinin alınarak korunmasını ifade eder. En az bir veya korunacak aracın büyüklüğüne göre birden fazla silahlı çevre koruma nöbetçisi tarafından aracın çevre emniyetinin alınmasıdır. Gerekli hallerde bombalı saldırıların önlenebilmesi amacıyla araç çevresine emniyet şeridi çekilebilir ve şerit içerisine dışarıdan girişler engellenebilir.

 

C- Sahne Koruma:

 

Kültürel, sanatsal veya benzer amaçlarla düzenlenen sahne gösterilerinde, faaliyetin icra edildiği sahnenin izleyenlerin taşkınlık veya saldırılarına karşı korunmasını ifade eder. Sahne ile izleyiciler arasında belirli bir mesafe bırakılmak koşulu ile bir tampon bölge oluşturulur. Bu bölgede yeteri sayıda ve belirli bir düzende kuvvet bulundurulur.

 

 

  1. BÖLÜM

GÖZ YAŞARTICI GAZLAR

 

 

A-GAZ MASKELERİ VE FİLTRELERİ

 

  1. Gaz Maskeleri

 

Gözleri ve yüzü örterek kullanıcıyı, kimyasal, biyolojik ve radyoaktif maddelerden korur. İki çeşit maske vardır.

  1. a) SR 6 M ( Sahra Koruyucu Maske ) : Büyük (LRH), orta (NRH 1,2,3) ve küçük (SRH) olmak üzere 3 ayrı boydadır.
  2. b) SR 10 M ( Sahra Koruyucu Maske ) : SR 6 M ile aynı kullanım özelliklerine sahiptir. Ancak, üretim yönüyle aralarında 3 fark vardır. 1.si renk gri tonda üretilmiştir. 2.si standart boyda üretilmiştir.3.sü bağ bağları gövde ile birlikte kauçuk maddeden üretilmiştir.

YORUM: SR 10 M standart oluşu ve başa takımda kullanım kolaylığı bakımından diğer maskeye oranla  daha iyidir.

 

 

 

SR 10M
Çalışması :

 

Maskeyi giyen personel nefes aldığı zaman hava filtrede temizlenerek yüz parçası grubunun içine girer. Filtre aktif kömürden oluşmaktadır. Filtre tutucusunun içerisine yerleştirilmiş olan giriş valfi nefes alındığında açılarak filtreden geçen temiz havanın içeri girmesine izin verir. Fakat nefes verildiğinde kapanarak kullanılmış havanın süzgeçten geçerek çıkmasını önler. Çıkış valfi ağız hizasına yerleştirilmiş olan ses aktarıcısı grubunun içerisindedir ve nefes alırken kapanarak içeriye kirli havanın girmesini önler. Nefes verildiğinde ise açılarak kullanılmış havanın dışarı çıkmasını önler.

 


Yüz Parçası Grubu       :

 

SR 6 M gaz maskesi, yüz parçası grubu, tab grubu, görme grubu, ses aktarıcısı ve çıkış valfi gurubu, giriş valfi ve süzgeç tutucusu grubu, baş bağ grubu ve hava yastığından oluşmuştur.

Maskede sızıntı olup olmadığını kontrol etmek için avuç içi ile filtrenin hava girişini kapat, normal olarak nefes al ve nefesini 10 sn. tut. Yüz parçası içe doğru çöküp kalıyorsa sızdırmıyor demektir. Eğer maskede çöküntüler oluşmuyorsa maske yüze göre iyi ayarlanmamış demektir. Ayrıca, uzun saçlar ve uzun sert sakallar sızdırmaya neden olabilir.

 

Kişilere Göre Ayarlama:

 

Baş bağları: Gaz kaçağını önlemek için baş bağlarından çekmek gerekmektedir, ancak fazla çekilirse şakaklarda basınç oluşturur ve genel bir rahatsızlık verir. Maskeyi giyerken çeneni yüz parçasının içine zorladığında baş bağının kafanın arkasında merkezle ve bir elinle tut, diğer elinle alın bağlarını boş kalacak şekilde gerginleştir. (baş bağları ani ve hızlı çekmekle daha kolay ayarlanabilir.)

Maskenin yüze uygunluğunun kontrolü: Gözbebeğin ile camların merkezlerinin aynı doğrultuda olması gerekir. Maskenin göz etrafına gözü kapatacakmış gibi baskı yapmaması için gergin olmamasını kontrol et, maskenin acı verecek şekilde burnuna ve boğazına baskı yapmadığına, kulakların üzerine gelmemesine ve çenenin üzerine fazlaca gelip de boğazına kesmemesine dikkat et. Eğer küçük boşluk ve kanallar varsa bağlardan ayarla, hala maskeye uyum sağlanamıyorsa bir küçük veya bir büyük boy maskeyle değiştir.

Maske boyları: 3 çeşittir. 1.SRH (Küçük Boy) 2. NRH 1-2-3 (Normal Boy) 3.LRH (Büyük Boy)

Sızıntı: Avuç içi ile süzgecin hava girişini kapat, normal olarak nefes al ve nefes ini 10 sn. tut. Yüz parçası içe doğru çöküyorsa iyi bir uyum sağlanmış demektir. Eğer maskede çöküntüler oluşmuyorsa maske yüze göre iyi ayarlanmamış demektir.

 

Maske ve Çantasının Bakımı:

 

Maskenin kullanım ömrü 10 yıldır. Gerekli bakım ve özen gösterildiği taktirde maske uzun ömürlü olacaktır. Çünkü maskeler sahra koşullarına göre tasarlanmıştır. Fakat hatalı kullanmadan dolayı her zaman mekanik etkilerle kauçuğun ve metal parçaların hasar görmesi, göz camlarının kırılması mümkündür.

Ayrıca, maskenin uzun süre sıcaklığa maruz kalması, taşıyıcı çanta kumaşının küflenmesi tehlikesi her zaman vardır. Lastiğin yaşlanması yavaş yavaş başlar ve belli oranda artar, bu artış hızı gün ışığından, sıcaklıktan ve organik çözücülerle temastan etkilenir. Maskenin depolandığı yerlerde bu olumsuz koşullardan sakınılmalıdır. Lastik bozulmaya başladığında önce sertleşir sonra yapışkan hale gelir, en sonunda kurur ve kırılgan bir hal alır. Maske lastiği sertleşmeye başladığında değiştirilmelidir. Ayrıca maske yüz parçaları soğuk iklimlerde sertleşmeye maruz kalabilir. Bu sertleşme yaşlanmadan dolayı olan bir sertleşme değil, sadece düşük sıcaklığın etkisiyle meydana gelen sertleşmedir.

Depolarda poşeti açılmış bir şekilde bekletilen maskeler yılda en az bir kez havalandırılarak yeniden poşetlerine yerleştirilmelidir. Poşete konulan maskeler karton ambalajlarına, bunlar da sandıklarına konup yine maskelerin depolama tekniklerine uygun yerlerde muhafaza edilmelidir. Yüz parçasının temizliği ise, eğer gaza maruz kalınmış ise iç dış ederek su ve sabun ile yıkayın. Yüze temas eden kısımların yumuşak bir fırça ile fırçalayın daha sonra iyice durulayın. Maskenin içindeki suları boşaltın ve oda sıcaklığında kendi halinde kurutun. Kuruduğundan kesinlikle emin olun.

Çanta temizliğinde ise: benzin , alkol gibi maddelerin kullanımı kesinlikle yasaktır. Üzerindeki kirler fırçalanmalıdır. Eğer çanta küflenmiş ise: küfü fırçala ve çantayı güneş altında bir süre beklet. Eğer yağ ile kirlenmiş ise sabunlu su ile yıka ve sık . İlk şekline getir ve oda sıcaklığında kurut.

 

 

 

 

  1. Gaz Filtreleri

 

 

 

 

D-10 Gaz Süzgeci (Filtresi) ; NBC gazlarına karşı etkilidir.Amonyak gazına, doğal gaza, karbon monoksit gazına ve insanın yaşaması için gerekli olan % 16 lık oksijen miktarının altında gaz süzgeci etkili değildir. YORUM : Çünkü süzgeç oksijen üretmez, gazlı havayı emerek temiz hava teneffüs etmemizi sağlar. Gaz ortamında filtreyi değiştirme mecburiyetinde kalır isek; önce derin bir nefes alıp tutuyoruz, hızlı bir şekilde süresi bitmiş olan filtreyi çıkartıp yenisini bandını sökmeden maskemize takıyoruz. Bandı çektikten sonra derin bir nefes bırakıyoruz. Yeniden küçük bir nefes alıp bırakıyoruz böylelikle içerdeki gazlı havayı çıkış valfinden atmış oluyoruz. Süzgeci sudan uzak tutun ve kesinlikle yıkamayın, üzerindeki temizlenmesi gereken pislikleri fırçalayın. Ön bandı ve arka kapağı emir almadıkça sakın açmayın. Ön bant ve arka kapak açıldığı takdirde süzgecin kullanım süresi başlamış demektir. 5 Yıl depolanma ömrü, 90 dk. Kullanım süresi vardır. (Kan zehirleyici gazlara karşı kullanım süresi 15-20 dk.’ ya, çok yoğun göz yaşartıcı gaz ortamında kullanım süresi 30 dk. ya kadar düşebilir.) Bir defa kullanılır ve daha sonra atılır.

 

 

D-12 Gaz Süzgeci ; NBC gazlarına karşı etkilidir. D-10 gaz süzgeci ile aynı özelliklere sahiptir. 10 yıl depolanma ömrü, 60 dk. Kullanım süresi vardır.

D-13 Gaz süzgeci; MKE tarafından son dönemde üretilen bu süzgeç göz yaşartıcı maddelere dayanıklıdır. Kitle imha silahlarına karşı etkisi azaltılmıştır. Nedeni ise süzgeç içerisinde bulunan kömür (aktif karbon) miktarının az olmasıdır. 10 yıl depolanma ömrü, 60 dk. Kullanım süresi vardır.

 

 

 

Sprey Çeşitleri ve Kullanımları

 

SPREYLER

 

Spreyler mükemmel bir savunma aracı olduğu gibi, gösterici veya saldırganı etkisiz hale getirmede güç kullanmayı gerektirmeyen etkili bir araçtır. Ancak dozunda ve bilinçli kullanımı gerekmektedir.

 

  1. Cap-Stun Z-505 Göz Yaşartıcı Sprey

 

İçerisinde aktif maddesi olan OC, %5.5 oranında bulunan aerosol ile yayma metodunu kullanan bir spreydir. Partiküllerin görünürlük mesafesi 7 metre olmakla birlikte etkili mesafesi 3 metredir. Üretici firma tarafından 1 metreden daha yakın mesafelerde kullanılmaması tavsiye edilmektedir. 1 saniyelik sıkımlar 1 birim olarak değerlendirilirse ortalama 23 birim atış yapılabilir. Gösterici veya saldırgan üzerine 1 birimden fazla kullanılmamalıdır. Ancak, spreyin dozu müdahale veya direnişin durumuna göre arttırılabilir. -20 ile +55 derece arasında rahatlıkla kullanılabilir. Spreyi, içerisindeki itici gaz basıncından azami ölçüde yaralanmak için dik konumda kullanmak gerekir ve personel, her zaman rüzgar yönünü dikkate alarak kullanmalıdır, aksi olduğu takdirde kendisi gazın etkisi altında kalabilir. Tüp bir kullanımlıktır, bir daha dolumu yapılamaz. Kullanım ömrü 5 yıldır.

 

  1. MKE Göz Yaşartıcı Sprey

 

Makine Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından üretilmiş göz yaşartıcı spreydir. İçericinde OC maddesi bulunmaktadır ve çıkışı sıvı ip şeklindedir. Bu sebeple atış yapılırken gösterici veya saldırganın gözleri ve solunum yolları hedef alınmalı fakat 1 birimden fazla kullanılmamalıdır. Etkili menzili 3 metredir ve 20 birim atış yapılabilir. Ortalama ağırlığı 85 gramdır. Kullanım ömrü 2 yıldır.

YORUM : Kendi alanında en kullanışsız mühimmatlardan biridir.

 

 

 

 

 


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ