Özel Güvenlik Haber ve Eğitim Sitesi
Özel Güvenlik Sitesi

Frenleme

Frenleme

Güvenli Sürüş Teknikleri

Frenleme

 

blank

blank

Fren, aracı yavaşlatma ve durdurma işlemlerini gerçekleştirir. Sorunsuz bir fren sisteminin nasıl olacağını bilmek kendinize ve başkalarına yardımcı olmanızı sağlayacaktır.
Bilindiği gibi, ayak ve el frenleri mekanik olup, genel olarak ayak freni dört tekeri, el freni ise arka tekerleri kontrol etmektedir. Uzayda bir cisim hareketsiz olarak durur, çünkü çekimi kuvveti yoktur. Aldığı bir hareket komutunu başka bir cisme çarpmadığı, yer çekim alanına
girmediği veya aksi bir hareket komutu almadığı sürece devam ettirir. Dünyamız üzerinde yer çekimi kuvvetinden dolayı her cisim sabit bir noktada durmaktadır. Duran bir cismin hareket edebilmesi için bir güç sarf etmesi veya sarf ettirilmesi gerekmektedir. Hatta hareketin devam etmesi içinde gücün devamlı olması gerekir. Devamı olmayan bir güç, yer çekim gücünü yendiği sürece hareketinin devamını temin
edecektir.
Bunun sebebi bilindiği üzere sürtünmedir. Sürtünme sadece iki sert yüzey arasında olmayıp havada ve su içerisinde de olmaktadır. Örnek olarak bir motosikletin üzerinde hızımızı arttırdıkça vücudumuzu dik tutamayız ve öne doğru eğerek direniriz.
Araçlarımızın hareketinde ise; yeryüzü ile temas halinde bulunan tekerlerimizdeki sürtünmeyi yenerek yol almamızı sağlayan araç motorunun ürettiği kuvvettir. Tabi ki kuvvet ürettikten sonra o kuvveti kontrol etmek ve sınırlandırmamız gerekmektedir. Gerekli yerde gerekli şekliyle aracımızın ürettiği gücü sınırlandırmamız gerekir.

KONTROLSÜZ GÜÇ, GÜÇ DEĞİLDİR.

Aracımızın ürettiği gücün kontrolünü yine malum olduğu üzere motor aktarma organları, vites ve frenlerimiz ile sağlarız. Daha iyi hızlanma için uygun devirde uygun vites, yavaşlama ve durma için ise frenlerimizi kullanırız. Bazen de vites düşürerek hızımızı azaltırız.
Acil durumlarda ise en kısa sürede ve en kısa mesafede durmamız gerekebilir. Önümüze çıkan bir yayaya çarpmamak için ne vites küçültecek ne de yavaşlayacak zaman bulamayabiliriz. Frenlerimiz tekerleklerimize müdahale eder ve yer yüzeyi arasındaki sürtünmeyi arttırarak yavaşlamayı ve devamında da durmamızı sağlar. Adı üzerinde acil durumda ani-sert-kazık-panik frenleme gerekir. Ani-sert-kazık-panik frenleme dediğimiz de; doğru yerde, doğru pozisyonda en kısa zamanda, ve mesafede, durabilmek akla gelmeli ve uygulanmalıdır. Yine önümüze çıkan yayayı örnek alırsak çarptıktan sonra durmanın anlamı yoktur. Bunun içinde frenlememin tam manasıyla yapılması gerekir.

Panik Fren; tekerleklerimizin zemin ile olan sürtünmesini en üst seviyeye çıkarmakla olur, sürtünmeyi arttırmak ise frenlerimizin en sert şekliyle tutması yani tüm kuvvetimizle fren yapmamızla olur. Fren pedalına yumuşak basmakla olmaz. Koltuk ve direksiyon ayarların önceden doğru yapılmış olması fren pedallarına ihtiyaç olan kadar bir kuvvetle basmamıza imkân verecektir. Bir futbolcu topa vururken ayağını ve gerilme mesafesini, diğer ayağını basıp kuvvet alacağı yeri nasıl ayarlıyor ise, tüm kuvvetimizle fren yapabilmemiz için koltuk ve direksiyon ayarlarımızın tam yapılması o denli önemlidir. Kısaca acil durumlarda var gücümüzle en kısa sürede frene basmamız ve durmamız gerekir. Frene basma gücü ve süresi tabi ki bay-bayan, genç-yaşlı, sağlıklı-sağlıksız olmaya göre de değişir. Panik frenleme yaparken debriyaja da basmayı unutmamamız gerekir. Aracımızın motoru, güç üretirken bizim frenleme ile hem aracımızın hareketini hem de motorumuzun gücüne karşı koyabilmemiz tezatlık oluşturur. Bilindiği şekliyle motor freni dediğimiz daha küçük viteslere aracımızı alarak yavaşlatma genelde kullanılıyor olsa dahi ani bir olayda çabuk durmamız gereken bir noktada motorumuza düşen ivmeyle ürettiği kuvveti kesmemiz zaman alacaktır. Bu nedenle frenleme esnasında debriyaj ve fren tam olarak basılmalı ve motor tamamen devreden çıkarılarak güç üretiminden kesilmeli, aracın stop etmesini de engelleyerek kullandığımız kuvvetimizin tamamını frenlemede değerlendirmeliyiz.



Birçok sürücü durma ve fren yapma kurallarına uymadığı için kaza yapmaktadır. Durma ve frenlemeye ilişkin bilgiler, güvenli yolculuklar için bilinmesi gerekenlerin başında gelir.
Durma, bir aracın fren sistemi kullanılarak hızının sıfırlanmasıdır. Trafikte, yer ve konum değiştirmek için hareket haline geçmek, ne kadar sık yapılan bir eylemse durmak da o hareketi sona erdirmek için o sıklıkla başvurulan bir eylemdir.
Durma gereksinmesi, başlayan bir yolculuğu bitirmek için ya da hareket halindeyken güvenlik gerekçesiyle ortaya çıkar. Bu; beklenmedik bir cismin, aracın önümüze çıkması ya da trafikte seyir halindeyken trafik kural ve işaretlerine uymak nedeniyle olabilir. Diğer bazı durumlarda ise, diğer yol kullanıcıların (yaya-sürücü-yolcu) davranışları nedeniyle de ‘durmak’ kaçınılmaz ve ertelenmez bir sonuç
olabilir. İşte tüm bu nedenlerle, ‘aracınızı durdurmak’ zorunda kalabilirsiniz.
Araç ile durma eyleminde, hangi algılama-karar verme ve hareket etme süreçlerinden geçildiğine, sürücünün rolüne ve araçtan beklenenlere değinecek olursak;
Sürücü için ‘güvenli bir fren sisteminden’ beklenenler.
• Aracı en kısa mesafede durdurabilmeli: Aracınızın fren sistemi, verilen komuta uygun olarak çalışmalı ve hareketi sonlandırabilmelidir. Gelişen araç teknolojileri, aynı yol ve lastik şartlarında ve aynı hızda, frenleme mesafesini kısaltan dikkate değer bir mesafe kısaltma avantajı yaratamamışlardır. Durum böyle iken aracın fren sisteminin her şart altında kendisinden teknik olarak beklenen performansı
sergileyebilmesi gerekir. Ancak bu şartlar altında, “güvenli fren sistemi”nden söz edilir. Yoksa aynı hızda iki ayrı aracı kıyaslayıp, daha kısa mesafede durabileni güvenli ilan etmek doğru değildir.

Yavaşlatma: Araçta kullanılmakta olan fren sistemlerinin temel işlevi, istenen bir yavaşlama seviyesi ile aracı kaydırmadan, hızını azaltarak nihayetinde hedeflenen noktada durdurmaktır.

Park halinde: Bir taşıttaki ikinci fren sistemi, el freni olarak bilinen park freni sistemidir. Kullanım dışı durumlarda park freni bir taşıtı yaklaşık %16 eğimli yolda tutabilmelidir. Hareket halinde olan aracımızı istediğimiz zamanda istediğimiz noktada durdurmak için yaptığımız fren uygulamasına konfor fren diyoruz. Bu fren uygulandığında araç içinde bulunan hiç kimse rahatsız olmaz, hatta fren yapıldığının bile farkına varmazlar. Konforlu seyahatlerinde bir eksilme olmaz; bu nedenle konfor fren olarak isimlendirilebilir.
Diğeri ise panik fren uygulamasıdır. Acil durumlarda en kısa sürede ve en kısa mesafede durmamız gerekebilir. Önümüze çıkan bir yayaya çarpmamak için vites küçültecek veya başka bir hareket yapacak vakit bulamayabiliriz. Bu durumda ani fren yapma ihtiyacı refleks olarak meydana gelecektir. Panik fren dediğimiz freni, ani ve sert bir şekilde debriyaj ve frene aynı anda basmakla gerçekleştiririz.
Tekerlerimizin tamamının zemin üzerine temas edecek şekilde, dört tekerde tam kilitlenmeyi sağlayacak bası ile uygulanan bir frendir. Bu sistemde aracımız yol yüzeyine maksimum derece tutunma sağlayacaktır. Dolayısıyla durma mesafesi, yumuşak fren yapmaya göre daha az olacaktır.
Bunu sağlamak için var gücümüzle fren ve debriyaja aynı anda basmak gerekir. Frenleme, sırtımız ve kalçamızla aracın koltuğuna direnerek aldığımız gücü ayaklar marifetiyle fren ve debriyaj pedalına anında iletmekle olur.

NEDEN DEBRİYAJA DA BASARIZ?
TEK BAŞINA FREN YETERLİ OLMAZ MI? OLMAZ ÇÜNKÜ FRENLEME ESNASINDA MOTOR GÜCÜ DEBRİYAJA BASILARAK DEVREDEN ÇIKARILAMAZ İSE DURMA MESAFESİ UZAR, ARAÇ STOP EDER VE ARKAMIZDAN GELEN ARAÇLAR İÇİN DE TEHLİKE OLUŞTURACAK ŞEKİLDE YOL ORTASINDA KALIRIZ.

Tehlikenin görülmesi, algılanması ve fren pedalına basıncaya kadar geçen süreye reaksiyon süresi, katedilen mesafeye ise reaksiyon mesafesi denmektedir. Sürücünün ruhsal ve fiziksel durumu ile konsantrasyonu ne ölçüde hızlı reaksiyon gösterebileceğimizi belirler. Reaksiyon mesafesini inceleyecek olursak;
Günün hangi saatinde araç kullanırken kendinizi daha uyanık ve dikkatli hissediyorsunuz?
Reaksiyon Mesafesini etkileyen faktörleri sırasıyla açıklayalım.
Reaksiyon mesafesini etkileyen üç faktör vardır. Bunlar;
a) Taşıtın hızı
b) Sürücünün yaşı
c) Trafiğe konsantrasyonudur.
Basit bir hesaplamayla hızın etkisini anlatalım. Ortalama reaksiyon süresi 1 saniye olarak alındığında, bu sürede kat edeceğiniz mesafe, hızınız 36 km/s ise 10 metre, 72 km/s ise 20 metre olur. Ayrıca, artan hızlarda sürücülerin algılama yeteneklerinde azalmalar olduğu ve hızın ayrıca reaksiyon sürelerini de artırdığını söyleyebiliriz.

Sürücünün fiziki ve ruhsal durumu:

Sürücünün; yaşı, yorgunluğu ve alkol vb. madde kullanıp kullanmamış olması reaksiyon süresini etkileyecektir. Sanıldığının aksine, gençlerin çok erken reaksiyon vermesi, buna karşılık yaşlıların geç kalması bütünüyle doğru değildir. Çoğu kez, reaksiyon trafikte, dikkatli
olmak ve deneyim ile ilgilidir. Bir şeyin görülmesi ne kadar önemliyse, onun tehlike olarak algılanması ve durmaya karar verilmesi de en az onun kadar önemlidir. İşte özellikle bu ikinci kısımda, deneyimli sürücülerin (35–55 Yaş) daha kısa sürede algılama yaptıkları bir gerçektir. Durum ne olursa olsun, bu sürenin yaklaşık 1 saniyeden kısa olması düşünülmemelidir. Yaşlılık, yorgunluk ve alkol kullanımı gibi
nedenlerle bu süre artmaktadır. Bütün bu süre artışları, mesafe artışlarına neden olacaktır.

Konsantrasyon:

Sürücünün yola, yol çevresine ve trafik durumuna konsantre olması, reaksiyon süresini etkileyecektir. Sürücünün durumuna bağlı olarak belirtilen unsurlar, elbette konsantrasyonu da olumlu ya da olumsuz etkileyecektir. Burada yeni olarak belirtilecek konu, yol ve çevresinin etkisidir. Çok ışıklı ya da tersine aydınlatmasız bir ortam sürücüyü görüş ve algılamada yanılgılara düşürecektir. Karar verme süresinin uzaması, benzer şekilde, reaksiyon mesafesini uzatacaktır.
Elbette, saydıklarımız içinde en önemlisi ‘hız’dır. Hız tek başına, reaksiyon süresinde alınacak mesafeyi etkilediği gibi, sürücünün durumu ve konsantrasyonunun getirebileceği sonuçları daha da olumsuzlaştırır.

Fren Mesafesini Etkileyen Faktörler
“Frenleme mesafesi”, aracın frenleme sırasında aldığı yola karşılık gelmektedir. Bu mesafeyi de etkileyen faktörler vardır. Fren mesafesinin uzunluğu, aracın seyir anındaki hızına, yolun yüzeyine, yolun eğimine, fren ve lastiklerin durumuna göre değişir. Elbette, fren yapma biçiminizin de etkisi söz konusudur. Bunun etkisi, direk hesaplamayla ortaya konulamaz. Ancak, hepimiz biliyoruz ki, pedala pompalayarak yavaş basılması basma yada gaz pedalından ayağı çekip, sonradan frene basılması veya panik fren yapılması mesafeyi etkileyecektir.
Fren mesafenizi, en fazla etkileyen faktör, kuşkusuz “hızınızdır”. Hızın etkisi çoğumuzun tahminlerinin de üzerindedir. Hızınızı 35 km/s’ten, 70 km/s’e çıkardığınızda, yani ikiye katladığınızda, fren mesafeniz önceki hızdaki mesafeye göre sanıldığı gibi 2 kat değil tam dört kat artacaktır. Hızınızı 35 km’den, 105 km’ye çıkardığınızda, yani üçe katladığınızda, durma mesafesi bu kez, inanamayacaksınız ama tam dokuz misli artacaktır.

Yol eğiminin etkisini herkes bilir. Yokuş aşağı durma mesafeniz, diğer tüm şartlar aynıysa, yokuş yukarı durma mesafenizden daha uzun olacaktır. Yani, yokuş aşağı inişlerde, daha da dikkatli olmamız gerekiyor.

Yol yüzeyi ve lastikler fren mesafesini nasıl etkilemektedir? Bu konuyu burada eğitimlerde öğrenmeniz halinde, yolculuklarınızda yol yüzeyleri ve lastikler konusunda daha duyarlı olmanızı kolaylaştıracaktır.
Yol yüzeyi durma mesafesini etkilemektedir. Lastiklerinizle, yol yüzeyi arasında iyi bir tutuşun sağlanması önemlidir. Örnek verecek olursak, kaymak asfalt diye belirttiğimiz “asfalt beton” kaplamalı yollarda fren mesafesi, bizim kara yollarımızda daha sık karşılaştığımız mıcırları üzerinde görülen-pürüzlü yüzeye sahip, “sathi kaplama” yollardaki fren mesafesinden daha uzundur. Sürüş kolaylığı, konfor her
zaman lehimize sonuç vermiyor. Yol yüzeyinde su birikmesi, buz ya da kar olması yine fren mesafesini uzatan faktörlerdir.
Burada, pratikte karşılaştığımız bazı durumlara göz atmak faydalı olacaktır. Bunlar, kaplamalı olmayan banketlerde sürüşün getireceği sorunlardır. Asfalt kaplamalı yolda ilerlerken, fren yapmaya başladığınızda, değişik nedenlerle kaplamasız bir bankete kayma durumunuz oluştuğunda; asfalt ve çakıllı banketin sürtünme katsayıları ve lastik tutuşları farklı olduğundan hızınıza bağlı olarak, aracınızın dengesini bozup, sizi muhtemelen savurur. Unutmayın, fren ve durma mesafeleriniz de bu durumdan etkilenecektir.

Öyleyse, imkânlar dâhilinde, durma eyleminin, asfalt kaplama üstünde başlatılıp, bitirilmesine özen gösteriniz. Kaymayı kolaylaştıran diğer yol yüzeyi durumlarının (rögar kapakları, yağlar, yol çalışması, mıcır, çakıl vb.) farkında olmak ayrıca önem taşır. Özellikle, bu tür yol yüzeylerinde daha dikkatli olmak gerekir.
Bu arada, lastiklerden de bahsetmek yerinde olacaktır. Kabak lastik diye belirttiğimiz, diş derinlikleri azalmış ya da yok olmuş lastiklerin yolu kavraması ve tutuşu da azalacağından, frenlemeyi zorlaştıracağı gibi durma mesafesini de uzatacaktır.
Frenlerin durumunu daha önce değinmiştik. Fren sistemi iyi çalışmayan bir aracın, bütün diğer tehlikelerin yanında fren mesafesini de uzatacağını söyleyebiliriz.

Reaksiyon, Fren ve Durma Mesafeleri
Durma mesafesi ya da “emniyetli durma mesafesi”, bir aracın ve sürücüsünün, önünde beklenmedik bir gelişme olduğunda, durma için gerekli olan mesafe olarak tanımlanır. Bu mesafe, iki temel parçadan meydana gelir. Bunlar; (1) Reaksiyon Mesafesi ve (2) Frenleme Mesafesidir. Bu iki mesafenin toplamı “durma mesafesini” verir.
Reaksiyon mesafesi, durmayı gerektirecek bir tehlikenin görülmesi, algılanması ve frene basılması anına kadar geçen sürede kat edilen yola karşılık gelir.

Reaksiyon mesafesi nasıl hesaplanır?
Reaksiyon mesafesi, aracın hızının, 3.6’ya bölünmesi ile hesaplanır. Örneğin 50km/s hızla seyreden bir aracın reaksiyon mesafesi 50 / 3.6 = 13.8 m/sn’dir. REAKSİYON MESAFESİNİ PRATİK OLARAK HESAPLAMA YÖNTEMİ de vardır. Kaç kilometre hızla gidiyorsanız, o hızın ilk rakamını üçle çarptığınızda YAKLAŞIK reaksiyon mesafesini bulmuş olursunuz. (Dikkat: BULDUĞUNUZ durma değil, reaksiyon mesafesidir.)

Belirli hızlarda yaklaşık reaksiyon mesafeleri

Belirli hızlarda yaklaşık reaksiyon mesafeleri

Elbette ki en önemli olan mesafe durma mesafesidir. Reaksiyon mesafesini fren mesafesi takip eder. Fren mesafesinin uzunluğunu ise aracın hızına, yolun yüzeyine, yolun eğimine, fren ve lâstiklerin durumuna ve sürücünün deneyimine göre değişir.
Yani fren mesafesi, hız artışının karesi kadar artmaktadır.
Örnek: Hız 2 katına çıkınca= Fren mesafesi 4 kat (2×2)
Hız 3 katına çıkınca= Fren mesafesi 9 kat (3×3)
Hız 4 katına çıkınca= Fren mesafesi 16 kat (4×4)
Hız 5 katına çıkınca= Fren mesafesi 25 kat (5×5) artmaktadır.

 

DURMA MESAFESİ

ARAÇ HIZI   )²
10

ABS Fren Sistemlerinin Özellikleri

ABS Fren sistemi artık gündelik dile girdi ama gerçekten bu sistemin özelliklerini sürücülerimizin tam olarak kavrayamadığı görülmektedir. Aracında ABS sistemi olan birçok sürücü bu sistemin ayrıntılı özelliklerini bilmemektedir.
ABS’yi özellikle panik halinde ani frenlemelerde, frenleme anında tekerleklerin kilitlenmesini önleyen fren sistemi olarak tanımlayabiliriz. ABS fren sistemi ile tekerleklerin ani frenlerde kilitlenmesinin ortadan kalkmasıyla, direksiyon manevra kabiliyeti sağlandığından daha güvenli bir şekilde durma sağlanabilir. Ancak olumsuz yol koşullarında, hele hızlı gidiyorsanız, ABS’niz olsa bile bu, lastiklerinizin iyi
tutuş sağlayacağı ve kazadan kaçınacağınız anlamını taşımamaktadır.
ABS frenlere sahip araçla, virajlarda, ıslak yüzeylerde ya da çakıl vb. malzemeli yollarda daha hızlı gidilemez. Çünkü ABS, olumsuz yüzeylerde daha iyi yol tutuşu sağlamaz ya da virajda yüksek hızda yol platformunda kalmanıza yardım etmez. Ayrıca, ABS fizik yasalarını tersine çeviremez. Örneğin, ıslak yol yüzeyinde önümüzdeki aracı yakın takip ederken, ortaya çıkabilecek bir frenleme durumunda, ABS’nin size yararı olmayacaktır.

ABS’nin devreye girmesine gerek kalmadan araç kullanırsanız, güvenli sürüş yapmış olursunuz. Hızın izin verilen limitler içinde tutulması, iyi ve dikkatli bir gözlem ve yakın takip yapılmaması neticesinde, ABS’ye ihtiyaç, yalnıza acil ve beklenmedik durumlarda olacaktır.
ABS, başka nelere yardım edemez? ABS, fizik yasalarını tersine çeviremez. Örneğin, ıslak yol yüzeyinde önümüzdeki aracı yakın takip ederken, ortaya çıkabilecek bir frenleme durumunda, ABS’nin size yararı olmayacaktır.

Dönüşlerde, virajlar içinde frenleme ABS ile bir alışkanlık olmalı mı? Hayır. Lütfen, düz giderken frenleme yapmaya her zaman olduğu gibi gayret ediniz.
Yüksek sesle sorulmayan, ancak hep akılda tutulan bir başka soru: ABS ile bazı sürüş alışkanlıklarımı değiştirmeli miyim? Daha az dikkatle sürebilir miyim? Hayır, ABS yalnızca, acil durumlarda, özel bir konuda yardım sağlamaktadır. Bu hiçbir zaman savunucu ve kurallara uygun sürme alışkanlığınızı değiştirebileceğiniz anlamına gelmemelidir.
Sorulara devam edelim. Panik bir fren esnasında, kayma olması halinde, ABS bana nasıl yardımcı olmaktadır? Daha önce söylediğimiz gibi, sistem tekerleklerin kilitlenmesini önlemektedir. Bu da size; o an için, aracınızı daha güvenli yönetme imkânı tanımaktadır. Bu güven, size her tehlikede direksiyonunuzla gerekli manevralar yapacağınız anlamına gelmemektedir. Olumsuz yol koşullarında, hele hızlı gidiyorsanız, ABS’niz olsa bile bu, lastiklerinizin iyi tutuş sağlayacağı ve kazadan kaçınacağınız anlamını taşımamalıdır.
Son bir örnek, belki de en önemlisi. ABS frenlerle nasıl güvenli araç kullanırım? Bunun cevabının karmaşık olacağını bekliyorsunuz. Oysa yanılıyorsunuz. Cevap çok basit ve açık: ABS’nin devreye girmesine gerek kalmadan araç kullanırsanız, güvenli sürüş yapmış olursunuz. Hızın izin verilen limitler içinde tutulması, iyi ve dikkatli bir gözlem ve yakın takip yapılmaması neticesinde, ABS’ye ihtiyacınız olmayacağını düşünebilirsiniz. Güvenli ve savunucu sürücülük teknik ve yaklaşımları ile ABS’ler devreye girmeyeceklerdir.

Nasıl Fren Yapmalı?

Nerede, nasıl ve ne zaman fren yapmalıyız soruları, şimdiki konumuzu oluşturuyor.
İçinizde gerçekten doğru fren yapmayı bilen kaç kişi vardır? Kendimize soralım ?
Bir motorlu aracın hızının azaltılması için, iki yöntem bulunmaktadır:
• Gaz pedalındaki basıncı azaltarak, motor kompresörü ile aracın yavaşlatılması;
• Frenlerin kullanılması
Frenleme, araç üzerine etkileri nedeniyle tehlikelidir. Frenleme anında, aracın arkası yukarı kalkma eğilimine girer, ağırlık ön tekerlekler üzerinde ileri ve aşağıya doğru atılır. Bu durum, istenmeyen bir ağırlık dağılımını ortaya çıkaracaktır. Bu dağılımla direksiyon ağırlaşır.
Açıklamaya çalıştığımız bu olumsuzlukları azaltmak için, sürücü şu kurallara dikkat etmelidir;
1. Frenleme, araç düz giderken yapılmalıdır.
2. Yol yüzeyinin durumuna göre, fren basıncının değişmesine izin verilmelidir. Sert bir fren için kuru ve sıkı bir yol yüzeyinin varlığını ararken, yumuşak ve kaygan yüzeylerde yumuşak bir frenlemeyi tercih ediniz. Bu durum, yol yüzeyinin yolculuğun her anında gözlenmesini gerekli kılmaktadır.
3. Virajlarda ve köşelerde mümkün olduğunca fren kullanmayınız, bir zaruret hali varsa yumuşak frenleme yapınız.
4. Yavaşlamanın ilk aşamalarında, düşük viteslere geçme gereğini unutmayınız.
Virajların ve köşelerin önceden doğru değerlendirilmesi, frenleme ihtiyacını ortadan kaldırabilecektir. Ancak buna rağmen, giriş hızının doğru seçilmemesinden dolayı, güvenli bir durumda olmadığınızı hissederseniz: (Zaruret halinde)
• Ayağınızı yavaşça gaz pedalından çekin;
• Eğer hız hala fazla ise, yavaşça frene basınız.
• Eğer aracın arkası, yukarıdaki iki davranışınızın birinde, denge durumunu kaybederse, freni yavaşça gevşeterek direksiyonu düzeltmeye çalışın.

Panik Fren Uygulaması

Panik fren; ani durumlarda ve olağanüstü durumlarda yapılan bir fren şeklidir. Sürücüler, durmanın zorunlu olduğu bir tehlike ile karşılaştıklarında doğal olarak o anda reflekslerinin etkisiyle frene basacaktır.

Panik Fren, ayağın gazdan çekilmesi ile debriyaj ve frene ani bir şekilde basılarak yapılır. (fotoğraf makinesindeki flaşın patlaması gibi.) Bu baskı fren pedalına ve debriyaj pedalına uygulanırken direksiyondan kollarımızla, sırtımız ve kalçamızla koltuğa dayanarak destek alınarak yapılır.



Sürücü araçla, parkura 50 km/s hızla, 2.vitesle ilerler ve parkurda bulunan yatık-koniye geldiğinde panik freni uygular. Klasik fren sistemli araçlarda 4 tekerin aynı anda kilitlendiğini unutmamak gerekir.
Fren pedalına yeterli kuvvet uygulanmazsa, 4 teker aynı anda kilitlenmeyeceğinden durma mesafesi uzayacaktır.

kaygan zemin

Kaygan Zemin

 


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ



ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ