Özel Güvenlik Haber ve Eğitim Sitesi
Özel Güvenlik Sitesi

Kadroya geçirilen taşeron işçilerin iş kolu düzenlemesine Hak-İş’ten eleştiri

Kadroya geçirilen taşeron işçilerin iş kolu düzenlemesine Hak-İş’ten eleştiri

İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, kamuda kadroya geçirilen taşeron işçilere yönelik iş kolu düzenlemesi kapsamında 1 Kasım itibariyle çalışanların üyesi oldukları sendikalardan ayrılıp başka sendikalara üye olmak zorunda bırakılmasına itiraz ettiklerini bildirdi.

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, kamuda kadroya geçirilen taşeron işçilere yönelik iş kolu düzenlemesi kapsamında 1 Kasım itibariyle çalışanların üyesi oldukları sendikalardan ayrılıp başka sendikalara üye olmak zorunda bırakılmasına itiraz ettiklerini bildirdi.

blank

blank

Arslan, yaptığı yazılı açıklamada, 6356 sayılı Kanun’un Geçici 7. Maddesinin 3. fıkrasının yürürlükten kaldırılarak, işçilerin fiilen çalıştıkları ve halen örgütlenmiş oldukları iş kollarında örgütlenmelerinin sürekli hale getirilmesini talep ettiklerini belirtti.

Hak-İş‘e üye çalışanların 1 Kasım’da kanun zoruyla başka sendikalara üye olmak zorunda kalmasına itiraz ettiklerini yineleyen Arslan, “Hak-İş’in taleplerinin kamuoyunda farklı şekilde algı oluşturulma çabaları var. İşçilerimizin sendikalarının zorla değiştirilmesine Hak-İş olarak itiraz ediyoruz ve son ana kadar da itirazımızı sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Taşeron şirketlerde çalışan 1 milyona yakın işçinin kamu işçisi, kadrolu işçi olması konusunda büyük bir mücadele verdiklerini anlatan Arslan, “Bunu Sayın Cumhurbaşkanımızın, hükümetimizin desteğiyle başardık. Böylelikle Türkiye çalışma hayatı tarihinde Cumhuriyet tarihimizin en büyük reformlarından birisini gerçekleştirdik.” ifadelerini kullandı.

Bu düzenleme yapılırken, son dakikada Hak-İş’in bilgisi olmadan bir maddelik bir düzenleme yapıldığını aktaran Arslan, şunları kaydetti:

“Belediyelerde 1 Temmuz 2020, Bakanlıklarda ise 1 Kasım 2020 tarihinde sendikaların üyelerini kendi iradelerinin dışında başka sendikalara üye olmaya zorlayan bir düzenleme getirildi. Bizim itirazımız bu düzenlemenin yanlış olduğunadır. Bizim isteğimiz, şu anda işçiler hangi sendikanın, hangi iş kolunda çoğunluğu varsa o sendikaların üyesi kalmaya devam etsinler. Toplu iş sözleşmelerini o sendikalar yapsınlar.

blank

Hangi sendika yapacak olursa olsun yapılacak olan toplu iş sözleşmesi zaten kamu çerçeve protokolü esas alınmak suretiyle yapılacaktır.

1 Kasım sonrasında iş kolları mevcut haliyle devam ettiği ve çalışanların sendikalılık durumu korunduğu takdirde, çalışanların asla herhangi bir kayıpları söz konusu olmayacak, toplu iş sözleşmesi hakları korunacak. Esasen çalışanların tamamı kendi alanlarında asıl işte çalışmaktadır. Kamuda çalışanların arasında asıl iş, yardımcı iş gibi bir ayrım yapılmasını da doğru bulmuyoruz. Çalışanlarımız müsterih olsunlar, bizim itirazımız çalışanların büyük mücadele ile üyesi oldukları sendikalarından kanun zoruyla ayrılarak başka sendikalara üye olmak zorunda bırakılmasına. Talebimiz, bu adaletsizliğin giderilmesidir. Kadro mücadelesini Hak-İş verdi. Hak-İş olarak dün olduğu gibi bugün de yarın da emeğin ve emekçinin alın terini kutsal bilip, hakkını korumaya devam edeceğiz.”

Düzenlemeyle ülke genelinde Hak-İş’e bağlı 200 bin üyenin başka sendikalara geçmekle karşı karşıya kalacağını belirten Arslan, “Biz bu düzenlemeye sadece üyemiz gidecek diye itiraz etmiyoruz. Bizim sendikalarımıza gelecek üyeler de var. Ancak biz bunu kabul etmiyoruz. Biz birlikte mücadele ettiğimiz ve taşeron mücadelesini kazandığımız arkadaşlarımızı kaybetmek istemiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Sağlık çalışanlarına ek ödeme talebi

Sağlık çalışanlarının salgın döneminde canla başla mücadele verdiğini de belirten Arslan, “Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan 150 bin civarında işçimiz var. Bunların bir kısmı toplu sözleşme kapsamına girdi, bir kısmı da kasım ayında girecek. Bunlar ek ödeme alamadılar. Memurlarımız için belli şartlarda döner sermayeden ödeme yapıldı ama bu çalışanlarımıza hiçbir ek ödeme yapılmadı.” ifadelerini kullandı.

Arslan, sağlık sektöründe hizmet biriminde görev yapan emekçilerin de ek ödemeden yararlandırılması talebini Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a ilettiklerini bildirdi.

Uluslararası alanda ciddi çalışma içerisindeler

Mahmut Arslan, aynı zamanda Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Başkan Yardımcılığı görevini de yürüttüğünü anımsatarak, “Dünyanın en büyük işçi örgütü ITUC’un aldığı bir karar var. Özellikle Kovid-19 salgınının meslek hastalığı sayılması konusunda uluslararası alanda ciddi bir çalışma içerisindeler. Bize de Türkiye’de salgının meslek hastalığı sayılması konusunda çabalarımızı ve katkılarımızı beklediklerini ifade ediyorlar. Burada Türkiye’ye özgü bir tartışmadan bahsetmiyoruz, bütün dünyada bu tartışma var.” değerlendirmesinde bulundu.

Arslan, Türkiye’de bir vakanın iş kazası sayılıp sayılmayacağının uzun süren tartışmaların ardından ortaya çıktığını, Kovid-19 salgınının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kovid-19 ile mücadelede en önemli araçlardan birisi sendikal örgütlülük

Çalışma hayatında sendikal örgütlülüğün önemine dikkati çeken Arslan, örgütlenmenin olmadığı işyerlerinde Kovid-19 vaka sayılarının, tedbirlerin alındığı sendikalı işyerlerinden daha çok olduğunu kaydetti. Arslan, “Kovid-19 ile mücadelede en önemli araçlardan birisi sendikal örgütlülüktür. Verilere baktığınızda sendikalı işyerlerinde vaka sayıları az ve alınan tedbirler çok yüksek.” ifadelerini kullandı.

Hakların korunacağı bir modele ihtiyaç var

Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs salgınından dolayı hala sıkıntıların yaşandığını vurgulayan Arslan, şunları kaydetti:

“Kovid-19 salgınında henüz sona gelmiş değiliz, sıkıntılar devam ediyor. Hak-İş Konfederasyonu olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Zehra Zümrüt Selçuk ile yaptığımız toplantılarda özellikle yeni çalışma biçimleri olarak evden çalışma ve uzaktan çalışma konularını ele aldık. Mevzuatımızda kanun değişikliği yapıldı ama yönetmelik yayınlanmadı. İşverenler görüşmelerde kısmi çalışma taleplerini dile getiriyorlar.”

İşçi ve işveren taleplerine bir bütünlük içerisinde bakmak gerektiğinin altını çizen Arslan, “Eğer işçiler yarım gün veya kısmi çalışma yapacaksa burada sosyal güvenlik hakları ve başta kıdem tazminatı olmak üzere diğer hakların da korunacağı bir modele ihtiyaç var. Burada hak kayıplarına fırsat vermemek gerekiyor. Esneklik kavramını tartışacaksak, güvence boyutuyla ve haklar boyutuyla tartışmamız gerekiyor.” değerlendirmesine yer verdi.


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ



ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.