Özel Güvenlik Haber ve Eğitim Sitesi
Özel Güvenlik Sitesi

Türkiye’nin Yaptığı Meydan Okumaktır

Türkiye’nin Yaptığı Meydan Okumaktır

Hak-İş Konfederasyonu ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, taşeron düzenlemesine ilişkin, “Küresel emperyalizmin gelişmekte olan ülkelere dayattığı, ‘kamu hizmetlerini özelleştirin, taşeronlaştırın.

 

blank

blank

Hak-İş Konfederasyonu ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmut Arslan, taşeron düzenlemesine ilişkin, “Küresel emperyalizmin gelişmekte olan ülkelere dayattığı, ‘kamu hizmetlerini özelleştirin, taşeronlaştırın. Devleti küçültün, temel bir kısım yatırımlardan vazgeçin, bunu özel sektöre devredin’ mantığına bir meydan okumadır, Türkiye’nin yaptığı.” dedi.

Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, taşeron işçilerin kadroya geçmesinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihindeki en büyük reform ve devrimlerden biri olduğunu söyledi.

Düzenlemenin birkaç temel ayaktan oluştuğunu belirten Arslan, bunlardan bir tanesinin, taşeron sisteminin yerel yönetimler, özel idareler ve kamuda yasaklanması olduğunu kaydetti.

Kamu hizmetlerinin bundan böyle taşeron sistemi olmadan sürdürülmesi konusunda kararlılığın ortaya konulduğuna işaret eden Arslan, “Türkiye’nin şu anda kadrolu işçi sayısı yerel yönetimler dahil 160 bin civarında. Halbuki biz bu 160 binin dört katından fazla yeni taşeron şirketlerde çalışan işçileri, kadrolu kamu işçisi haline getiriyoruz. Yerel yönetimlerdeki taşeron sisteminden vazgeçiyoruz ve bunları belediyeleri özel idarelerinin kendi şirketlerinin çalışanı haline getiriyoruz. Dolayısıyla hem yerel yönetimlerde hem kamu kurumlarında gerçekleştirilen yeni düzenleme, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük reformdur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye’nin yaptığı meydan okumadır”

Taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi düzenlemesinin, uluslararası arenada çok büyük yankı uyandırdığına işaret eden Arslan, Hak-İş‘in de üyesi olduğu Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonundan (ETUK) tebrik mesajları aldıklarını aktardı.

Düzenlemenin, sadece işçilerin kadroya geçirilmesi anlamında değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Arslan, şöyle devam etti:

“Bu nedenle bu büyük fotoğrafa baktığımız zaman küresel kapitalizmin ve küresel emperyalizmin gelişmekte olan ülkelere dayattığı, ‘Kamu hizmetlerini özelleştirin, taşeronlaştırın. Devleti küçültün, temel bir kısım yatırımlardan vazgeçin, bunu özel sektöre devredin’ mantığına bir meydan okumadır Türkiye’nin yaptığı. O yüzden mesele sadece taşeron işçiye kadro verme değil, aynı zamanda Türkiye, yeni dünya düzenine küresel kapitalizmin, bizim gibi gelişmekte olan ülkelere dayatmış olduğu mantığına meydan okumadır. İşin bu yönü bizim için son derece anlamlı ve önemlidir. Bunun için Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza ve Sayın Bakana teşekkür etmek istiyorum.”

“Zeytin Dalı, emperyalist güçlere karşı harekattır”

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Suriye’nin Afrin bölgesinde yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı’nı, Hak-İş olarak başından beri desteklediklerini dile getiren Arslan, “Bu operasyonu, sadece Afrin’de yuvalanmış terör örgütü mensuplarına yönelik değil, esasen bölgede yuvalanmış emperyalist güçlere karşı bir harekat olarak görüyoruz. Bu yönden anlamlı buluyoruz.” dedi.

Mahmut Arslan, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bütün Batılı güçlerin Türkiye’nin Afrin harekatına karşı çıktığını ancak Türkiye’nin kararlı bir tutum izlediğini hatırlattı.

Harekatın başarısını gölgelemek için uluslararası medya kuruluşlarında algı çalışmalarının yapıldığına dikkati çeken Arslan, şöyle devam etti:

“Bütün bunlara rağmen Türkiye’nin kararlılığını, Afrin’deki terör yuvalarının dağıtılmasını, ülkemizin, sınırlarını tehdit eden bu terör yuvalarından temizlenmesini biz destekliyoruz. Geçen hafta da bölgede incelemelerde bulunduk. Bu harekatı 1974 Kıbrıs Harekatı’ndan bu yana en büyük harekat olarak görüyoruz, halkın büyük bir çoğunluğunun bu operasyona destek verdiğini gözlemliyoruz.”

Arslan, harekatın en az hasarla tamamlanmasını ümit ettiklerini dile getirerek, “Başta Münbiç olmak üzere bütün Türkiye sınırlarının bu terör yuvalarından mutlaka temizlenmesi gerekiyor. Başta Amerika olmak üzere emperyalist güçlerin Türkiye’yi engelleme çalışmalarına, Türkiye’nin kulak vermeden aynı istikamette sürdürmesini istiyoruz. Milletimiz de bunu istiyor. Bu baskılar, tehditler ve oyalamalara artık fırsat vermeden Afrin’den sonra Münbiç ve Türkiye’nin 912 kilometrelik sınırının bu terör yuvalarından temizlenmesi gerekiyor. Türkiye’nin gelecekte daha rahat nefes alması için buna ihtiyacımız var.” değerlendirmesinde bulundu.


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ



ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ